Bugün kitabı bitirmemle, filmini izlemek için bilgisayar başına kurulduğum kitap. Ayrıca Ötüken Yayınevinin de bastığı ilk kitap imiş.
Eseri, oturduğum semtin bihaber olduğum sahafçısını ilk ziyaret edişimde gördüm ve aldım. 150 sayfalık bir kitap olduğu için sürekli erteledim ancak okuduğum vakit ertelemekle büyük bir yanlış yaptığımı düşündüm. Hatta Reis Bey, beni öyle derinden etkiledi ki, Necip Fazıl Kısakürek'le alakalı düşüncelerimi de alt üst etti.
Kitap, yasalara hayatından daha fazla değer veren katı ve tavizsiz Reis Bey'in hakkında idam kararı vereceği bir zanlının ifadeleriyle başlıyor. Merhametin aynı zamanda idamlık bir suç olduğunu da Reis Bey'in telaffuz edişiyle, cemiyetin refahı için hiçbir şeyden asla sakınmayan bir kişiliğin işlendiğini anlıyorsunuz. Henüz 50. sayfada yazan, "Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz." cümlesi fazlasıyla düşündürücüdür.
Zanlının asılması ve asıl suçlunun bir başkasının çıkmasıyla Reis Bey, bambaşka birisi olarak karşınıza çıkıyor ve sürekli merhametten bahsediyor. Sosyal medyada çizilen Necip Fazıl portresi de, esasen bana göre buradan itibaren yıkılıyor. Çünkü eserin ana karakteri Reis Bey, aynı otelde kaldığı iki bar kızına dahi iyilik ediyor, merhamet duyuyor, onları doğru yola sevk ediyor. Yankesiciye, katile ve türlü suçluya da tavırları bu şekilde. Tabi burada yazarın eseri cezaevindeyken yazdığını belirtmekte fayda var.
Kitap, bitimiyle beraber okurlarını birkaç soru ile beraber baş başa bırakıyor. Cemiyete refah ve huzuru getirecek olan adalet midir, yoksa merhamet mi? Daha açık bir ifadeyle, merhamet adalete mani mi? Okur da bunları yaşadıkça edindiği tecrübelerle cevaplandıracak zannediyorum. Reis Bey'in bir filmi de var, okuduktan sonra izlediğimde zihnimde bıraktığı izleri filmde de açık ve net bir şekilde gördüm. Okumanızı ve ardından izlemenizi tavsiye ederim.