İyi ki okumuşum diyorum, bundan sonra hep okuyacağım yazarlardan biri olacak.
İhtiyar balıkçı Santiago'nun kocaman bir kılıçbalığını yakalama serüvenini okuyoruz. Günler geceleri kovalıyor. Balıkçının yolculuğu devam ediyor. Ne zaman bitecek artık diye düşünüp durdum okurken. Sıkıntıdan değil tabi meraktan. İhtiyarın monologlarından alınacak pek çok mesajda var. Esasen bu hikâyenin görünen kısmı. Bir de görünmeyen kısmı var. Buna Buzdağı Teorisi deniyor. Ernest Hemingway'e ait bir edebi yazım teorisidir. Derste kitap üzerine konuşurken hocam bahsetmişti.
“Bir nesir yazarı, ne hakkında yazdığını yeterince biliyorsa, bildiğini atlasın. Yazar sadece yeterince samimi yazdığında okur; atlanan kısmı, yazar onu kağıda dökmüş gibi güçlüce hissedecektir. Bir buzdağının zarifçe hareket etmesinin yegane sebebi, onun sadece sekizde birinin su üzerinde bulunmasındandır."
E. Hemıngway
Yazar teoriyi böyle ifade ediyor. Kitabı okurken yalın aynı zamanda derin bir anlatımı olduğunu düşünmüştüm. Buzdağı Teorisini öğrenince fikrim pekişmiş oldu. Ben kitabı çok beğendim. Fakat beğenmeyeni de hatrı sayılacak kadar gördüm. Tavsiyem kitabın konusuna yüzeysel bakmamanız. Aslında çok ince, bir çırpıda yorulmadan okunabilecek bir kitap. Ama bir olayın detaylıca, uzun sayfalar boyunca anlatılması herkesin seveceği bir şey olmayabilir pekala. Ben sevdim nacizane tavsiyemdir.