Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 09 Nisan 2020 01:17 Aylak Adam, yine kitaplığımdaki en eski kitaplardan biri. Kitabın ilk 100 sayfasında sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Modernist romanlardaki bilinç akışı tekniği beni çok yoruyor. İç monologları takip etmekte zorlandığımı hissediyorum fakat sonraki 50 sayfa su gibi akıp gitti.
.
C. babasından ve onun savunduğu değerlerden nefret eder. Sırf bu yüzden çalışmaz ve babasından miras kalan parayı harcar. Aşkı bularak hayatını anlamlandırmaya çalışırken bir yandan da her kadında onu büyüten teyzesini arar. Babasından ne kadar nefret ediyorsa teyzesini de o kadar sever. C. karakterinin adı kitap boyunca geçmez. Bu belki de onun antikahraman olması ve yalnızlaşmasıyla toplumdan ayrılması sebebiyledir.
.
Kitap boyunca İstanbul'dan bunalmış bir anlatım vardır. İstanbul'un çeşitli semtlerine olumsuz bir açıdan bakar, arabalar ve binalar onu bunaltır. Hatta kitabın sonuna doğru yazlığa gider.
.
Kitapta C.'nin geçmişle ilgili anlattığı şeyleri okudukça ona acımayla karışık bir şefkat hissettim ve o noktadan sonra kitaba daha çok bağlandım. Özellikle kulakla ilgili tiki beni üzdü.
Kitap biraz buhranlı olduğu için herkes okuyabilir mi bilmiyorum ama insanı yorduğu kesin. Son sayfalarda alıntıladığım pek çok yer oldu. Yine de benim şu anlık favorim ilk modernist eserimiz Kemal Bilbaşar'dan Denizin Çağırışı. Bana göre o eser baba oğul ilişkisini ve toplumdan soyutlanmayı daha iyi yansıtmıştı.
Mutlaka iki kitapla da ilgili makaleler okuyacağım.
Son olarak iyi ki bu basım almışım diyorum, Yusuf Atılgan kitaplarının yeni kapaklarını pek beğenemedim. Keyifli okumalar