Gönderi

Insanların iyiliğine çalıştığınız zaman hep iyi olan sizsiniz. Bir kere hata yapın dünyanın en kötü insanı olarak degerlendirirsiniz. Bu durum insanların vicdanındaki adalet terazisinin ne kadar dengesiz olduğunu gösteriyor sanırım. Birini sevmekte aynen böyledir bu yüzden sevdiğiniz kişi sizi tek bir hareketinizle çok rahat yargılar.
·
5 Gösterim
4 Yorum
Evet kızmak noktasında seninle hemfikirim ama yargılamak kavramı karar vermek, hüküm anlamı taşıdığı için ve bizler karşımızdaki kişiyi bir hükme bağlama konusunda çokta tarafsız olamayacağımız için bu çok ağır olmaz mı.
Ben kendim için konuşuyorum bu durumu genelden özele indirirsek diye. Öncelikle nasıl birini arkadaşım olarak hayatıma almış ona değer yargıları atfetmişsem aynı şekilde bana karşı olsun veya olmasın eğer yaptıkları kendi söylemleriyle çelişiyor hatalar yapıyorsa bakış açımda onu nasıl sevip, hayatıma alıp değer verdiysem aynı şekilde yargılanmasını da yaparım, kızarım. Zaten yargılamak dediğimiz kavram benim lügatımda değerlendirmek demek. Bu değerlendirmeyi de ölçmekle düşünmekle yaparım. Anlamadan dinlemeden onunla durumu konuşup tartışmadan bir yargılamaya girmem çünkü bu, bu sefer ön yargı olur. Nasıl bunu arkadaşlarıma yapıyorsam arkadaşlarımında bende gördükleri bir durumda bunu yapmalarını isterim. Çünkü öbür türlüsü gerçekten arkadaşlık olmaz. Düşünsene sürekli ve sadece birbirini pohpohlayan, sürekli sevgi sözcükleri, aslansın, kaplansın ne kadar arkadaşlık olur ne kadar dostluk olur. İnsan sevdiği için en çok kızan olmalı, insan dışarıdan bir gözle gördüğünde onu eleştirip yargısını arkadaşına koyabilmeli. Bu durum dostluğu getirir. He ben samimiyetim olmayan birine bu durumu yapıyorsam haddim olmayarak zaten densizlik olur, keza bana da yapılması öyle.
Bir tek sevdiğim insanları yargılayıp kizabilirim başkaları umrumda olmaz ki ama.
Ben yaparım çünkü insan en çok yakın gördüklerine kızabilir
Haklısın ama kızmak ile yargılamak arasında da ince bir çizgi yokmudur sence
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.