Kuşlar Yasına Gider
Hasan’ım Alim yine yapmış yapacağını, beni dizlerine yatırıp sırtımı okşar ferahlıktaki Türkçesi ile anlattı bu hikayeyi bana..
Kitaplığımda var olan bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum, bazen bu kitabı özlüyorum bazen bu kitaba susuyorum. Elime aldığımda şöyle diyorum; bir göz gezdireyim ya sonrasında son paragrafı okurken buluveriyorum kendimi.
Edebiyatın kadim konusu olan baba ve oğul çıkmazında ele alınan bir kitap. Verdiği müzikal ip uçları ise bambaşka bir dünya kitabın içinde..
Okudukça insanın içi kıpırdar, içimde daha iyi bir insan olma isteğinin coşkusu belirir, dağlara bakma isteği, bilmediğim türküleri dinleme isteği doğar yeniden ve yeniden.. Hasan Ali Toptaş bu adam edebiyatın Nuri Bilge ceylan’ ı benim nezdimde.
Hasan’ım Alimin kitaplarına verdiği isimler peki (bkz: bin hüzünlü haz, uykuların doğuşu) Türkçe okuduğumu hissediyorum, resmen lezzeti hissediyorum. Kitabın genelinde bir uyum var, ahenk var, sözcükler, harika tasvirler var ve beynime kazınan betimler var.
Beni tanıyanlar iyi bilir bir kitaba veya yazara iyi demem için onu kıskanmam gerek;) sevgili Hasan Ali Toptaş’ ı deli gibi kıskanıyorum ve onunla aynı gökyüzüne bakmak dahi gururların en yücesi.. Denizli’ de iki can parçam var biri Hasan Ali Toptaş bir diğeri kendini yorumlar da belli edecektir..
Kısaca güzel bir ömür hikayesi..
Teşekkürler Hasan Ali Toptaş..