·382 syf.····Okunma: 12 Nisan 2020 21:40 Yıllar evvel Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Abdullah Efendi’nin Rüyaları adlı kitabını okumuştum. O tarihlerde kafam biraz kırık gibiydi ya da ben öyle hissediyordum. Tam da o ana bu kitap tastamam oturmuştu. Fakat hal böyleyken kitabın ilk hikâyesinde yer alan bana göre depersonalizasyon hastası kahramanın hikâyesi beni öylesine ürkütmüştü ki; diğer hikâyelere geçemeden kitabı bırakmıştım. Demek istediğim AHT öylesine inandırıcı yazmıştı adeta o hastalıktan mustarip bir kişiydi. SAE’ne başlarken de acaba yine böylesi psikolojik bir eserle mi karşılaşacağım diye tereddüt etmiştim fakat o kitap ne kadar psikolojiye yönelik kitap ise bu roman da o şiddette hayatın ta kendisiydi. Kitabın her cümlesini hemen hemen sindire sindire okudum. Zira insanın görebileceği her senaryoya karşı bir fikri vardı yazarın öyle ki; okudukça sanki bir roman değil de birisinin gerçekte yaşadığı bir hayatı anlatan otobiyografiyi okuyordunuz.
Bu kitap, kitapta Hayri İrdal’in, Halit Ayarcı’ya ‘Aziz Velinimet’ diye sürekli seslendiği gibi Aziz Velinimetim olan bir dostum tarafından bana hediye edildi. Şu ana kadar aldığım en güzel hediye bu olsa gerek. Çünkü kitabı okuduğum bu üç gün içerisinde ilmel yakin derecesinde bir hayata tanıklık ettim. Daha doğrusu Hayri İrdal’in nezdinde birçok hayata.
Kitap şimdilerde bize bu da olacak iş mi diye dedirten yurt sathında saatlerin aynı gösterilmesini amaçlayan Saatleri Ayarlama Enstitüsünün Kuruluşunu ve bu kuruluşla beraber birçok kişinin refahındaki geçmişe nazaran olumlu değişimi anlatıyor. Zaten Hayri İrdal’de böyle bir oluşumun başlangıçta kabul görmeyeceği, bu girişimin başarılı olmayacağını sıklıkla belirtiyor. Fakat kader, onun inandığı bütün doğrularının yönünü değiştiren bir adamı (Halit Ayarcı) karşısına çıkarıyor ve bu velinimet sayesinde kendisinin bütün hayatı dört başı mahmur bir hal alıyor. Fakat Hayri Bey velinimeti öncesi, eşinin Emine Hanım, üstadının da Muvakkit Nuri Efendinin olduğu eski hayatının da içten içe özlemini duyuyor. Çünkü gerek Emine Hanım gerek Nuri Efendi olağanüstü kişilikler. Emine Hanım öyle bir eş ki; belki de onu şu hayatında karşılıksız seven tek kişi. Nuri Efendi ise kendisinin ikinci döneminde Halit Ayarcı ve emsallerince bu denli kabul görmesinin kanaatimce tek nedeni. Zira yaşadığı dönemin evliyalarından olan Nuri Efendi’nin fark etmeden azameti sinmiş Hayri İrdal’in üzerine. Kendisinin de dediği gibi hayatın cahili olmasına rağmen insanlarda filozof hissiyatı oluşturması bunun delaletlerinden biri.
Her ne kadar çoğu zaman ömrü ıstırap ve sefalet içinde geçse de Hayri İrdal kanımca yaşadığımız hayatın şanslı insanlarından. Öyle ki Emine Hanım, Nuri Efendi ve Halit Ayarcı’nın yanı sıra kader onu koruyup gözetlemenin zirve insanı Abdülselam Efendi, havsalasına ve muhayyilesine büyük katkıda bulunmasını sağlayan Seyit Lütfullah ile kendisinin bahtını şaşaaya açması yönüyle anahtar vazife gören Doktor Ramiz gibi her biri kendi içinde büyük şahsiyetlerle tanıştıracaktır. Anlata anlata bitiremeyeceğimiz bu romanı okuya okuya bitirmeniz dileğiyle.