Gönderi

Puan vermedi·376 syf.··
2020 4. kitabı
İyi yazan kadın yazarları çok severim. Listeme bir isim daha eklemiş olduğum için mutluyum, yazarın diğer kitaplarınıda okumayı merakla bekliyorum.. Margarot Atwoodla ilk tanışmam çoğu kişi gibi benimde “damızlık kızın öyküsü” adlı kitabın diziye uyarlanmış haliyle oldu.. İlk sezonu bitirdiğimde Ütopya, distopya sever bir okuyucu ve iZleyici olarak atwood kalemini okumaya karar verdim.. ilk okuduğumda bu eseri oldu.. Gelelim esere.. kitabın orijinal adı aslında “ The Edible Woman” yani ; “Yenilebilir Kadın” olarak geçiyor.. Keşke orijinal adıyla çevrilseymiş, konusuyla Özellikle o müthiş sonla daha uyumlu olurmuş bence.. Kitap 60li yillarda yazilmis olup kadina bakis acisindan ele aldigi konuyla ilgili feminizme dair ilk farkedis tohumu olarak degerlendiriliyor.. ki yerinde bir tespit.. Kitabin bas kahramani olan kadin karakterde doneminin toplumsal kimliklerini once kabul edip sonra bunu icten ice sorgulayip yolunu bulmasi anlatiliyor.. bu karakter araciligiyla kadinlarin toplum icinde olabilecek tüm renkleri karakterlerin aradaki diyaloglari ve bir icsel sorgulama mantigiyla resmedilmis.. Sadece kadın değil aslında erkek bireylerinde kabullenişleri, bakış açıları, korkuları, dönüşümlerine de yer vermiş Atwood..Basroldeki kadin karakterin icsel sesi hic susmuyor, psikolojik durum yansimalari, gözlemleri ve cikarimlariyla konu ilerliyor, ilerletirken de sizi de icine sinsice cekiyor.. O nasil oluyor derseniz; ilk olarak et yememekle başlayan, canlı olduğunu düşündüğü hiçbir şeyi yememe ruhuna bürünen kadın karakterimiz , vejeteryanlık gibi gözükse de daha farklı bir psikolojik durumla karşı karşıyadır. Hayvansal gıdaları yeme listesinden çıkarsa da her şeyi sorguluyor.. Öyleki salata yapmak için havucu eline aldığında onunda canlı bir kök olduğunu, bir hayatı olduğunu, biz insanlar ona müsaade etsek toprağın üstünde bitecek olan yapraklara hayat vereceğinin vs. ‘nin de vs. ni kafasında tetkik edip havucu da yeme listesinden çıkarmayı düşünüyor.. Daha da ileri gidip temizlik yaparken bile lavabodaki küflü kalıntının yaşam hakkının olup olmadığını kendi içinde tartışıp duruyorki okuyanıda garip bir ruh haline büründürüyor.. Misal; bu kısımları okuduktan sonra sofraya oturduğumda önümde duran salatanın içindeki rendelenmiş havuçları görünce bir göz kırpıştık.. bir duygusallık..bir an bilinçaltım sorgular olduki havuc ve kardeşlerinin yaşam hakkını tabi sonra saçmalama cınımm o M. Atwood dünyası ve sen “Marian “ değilsin.. deyip kendime bir ayar verip toparlandım ve yumuldum salatama Biliyorum “ Marian” lardan dünyada çok var, orası ayrı bir konu ve uzunca tartışılmaya çok müsait.. Demem o ki M. Atwood etkileri... Aman dikkat..! Yemekten önce açken falan bu kitabı okumayın bence Kadın karakterimize eşlik eden erkek karakterin bende açıkçası bir süre şizofrenik bir yansımamı acaba diye düşündüm .. Kadın karakterimizin sonundaki içsel çözülüşü, tercihi ise tam bir feminist manifesto örneği ..özellikle bunu “PASTA” metaforuyla bitirişi kitabın orijinal ismine çok yakışmış olup yazıldığı yılları düşündükçe türüne oldukça başarılı bir damga vuran kapanış yapmış Margarot ATWOOD.... iyi okumalar..
Evlenilecek KadınMargaret Atwood · Doğan Kitap · 2019489 okunma
·
103 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.