Gönderi

Puan vermedi·772 syf.··
2020 17. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2020 00:53
1933-1950 tarihleri arasında, sevgili Nazım Hikmet'in İstanbul, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde kaldığı dönemlerde, onun deyimiyle dehşetli sevdiği Piraye'ye yazdığı mektuplardan oluşuyor kitap. Nazım ve Piraye aşkını çok severdim. Severdim diyorum çünkü Nazım Hikmet'in aşk hayatını öğrenince büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Kitapta bazı tarihsiz mektuplar vardı, bazı mektuplarda kayıpmış galiba, buna biraz üzüldüm. Kitap bende dehşetli (bu kelimeyi Nazım Hikmet sık sık kullanmış bende kullanmak istedim) bir sızı bıraktı. Çünkü okuduğum o güzel satırlardan sonra böyle bitmesini istemezdim. Okurken, Nazım Hikmet'in cezaevinde geçirdiği yıllarda sanki yanıbaşında onunla beraber o satırları yazıyormuşum gibi hissettim. Yeri geldi üzüldüm, yeri geldi gülümsedim, yeri geldi içim sıkıldı. Normalde kalın kitapları okumayı çok severim fakat bu kitap ne kadar güzel olsa bile zaman zaman boğuldum, yarım bırakıp başka bir kitaba başlamayı düşündüm. Bu arada bu kitaba ikinci başlayışım, bu defa hırs yaptım ve bitirdim. Ben kitapta en çok Nazım'ın kızıl saçlı bacısı, Piraye'ye hayran kaldım. Çünkü onca güzel söze, Nazım Hikmet'in "gel, sana muhtacım" demesine rağmen, aldatılmayı, başka bir kadına tercih edilmeyi kabullenmemiş ve her şeye rağmen geri dönmemiş... Yani toparlayacak olursak; Kitap genel olarak güzeldi, en çok son sayfalar kalbimi sızlattı. Bir daha okur musun diye sorarsanız cevabım hayır olur. Ne kadar güzel olursa olsun bir yerden sonra ağır geliyor... Keyifli okumalar...
Piraye'ye MektuplarNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20176,1bin okunma
·
17 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.