"İnkâr tufanında en büyük zararı, kafası karıştırılan millet çekiyor. Hâdise tam da bu meselede hülasa edildiği gibi cereyan ediyor: "Bir adamın, büyüğü sürekli, küçüğü ise ara sıra yalan konuşan iki oğlu varmış. Adam bir gün küçük oğluna: "Seni hiç sevmiyorum" demiş. Küçük, "Neden beni sevmiyorsun ki, ben ara sıra, ağabeyim ise sürekli yalan konuşuyor?" deyince, adam: "Evladım! Sen beni şaşırtıyorsun, ne zaman doğru ne zaman ise yalan söyleyeceğini tespit edemiyorum. Ağabeyin ise sürekli yalan konuştuğundan onun her ifadesini 'bu da yalandır' diye reddediyorum. Dolayısıyla o beni aldatmıyor." şeklinde cevap vermiş. Milletimiz de İslam'a dair sürekli yalan üreten oryantalizme karşı kendini onların her beyânını reddederek korudu. Fakat tevilci güruhun ne zaman oryantalistler, ne zaman ise İslâm adına konuşacağı millete zahir olmadığından söylediklerinden hareketle büyük akidevi hatalar, hakikat niyetine kabul görebiliyor."