KÖY TÜRKÜSÜ
10/10
·107 syf.··
2020 7. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2020 20:08
Alarmın erteleme tuşuna basmışım da geç uyanmışım gibi. Koşmuşum, koşmuşum da otobüsü kaçırmışım, yorulmaktan yorulmuş bir dahaki seferi haftalardır bekliyormuşum gibi. Dakikalar çölde ağır aksak yürüyormuş gibi… İşte böyle. Dışarıdan bakıldığında çok olmayan, ama aslında saymayı unuttuğum günlerdir evdeyiz. Koca Lunapark(!), bir anda hiç beklemediği o canlılardan korunmak için makinalarını durdurmuş vaziyette. Sessizlik de şaşkın, kendi sesini hiç bu kadar yüksek duymamıştı. Rafta kalan son kitabı elime aldım. Matbaada basmışlar, ama Anadolu kokusu sinmiş üstüne, şehir sokaklarında bulamadığım o güzel koku. Kara tahtanın önünde, kara önlükle poz verilen fotoğrafların kokusu. * Ah Mercimeğim İsmini ilk duyuşunuzda hafif sırıttığınız, okumaya başladığınızda ise uçurtmanın ardından koşar gibi heyecan ve mutlulukla okuyacağınızı umduğum o güzel kitap. Kitabın yazarı olan Mustafa Çiftçi’yi daha öncesinde tanımıyordum. Kitabını okuyuşumun ardından ise, ‘bu içten ve bizden satırların sahibi kimdir’ merakıyla araştırdım ve bu sayede birkaç söyleşisini de zevkle dinleyebilme imkânı buldum. Doğma büyüme Yozgatlı olan yazar, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olmuş. Ardından bir süre Güney Afrika’da bulunmuş, dönmesiyle de İngilizce okutmanlık, metin yazarlığı ve radyo programcılığı yapmış. ‘‘Bizim de yaşadığımız hayattır be kardeşim**" diyor Mustafa Çiftçi bir söyleşisinde. Taşrayı küçük görenlere sesleniyor aslında. Hayatı yalnızca merkezden ibaret sananlara… Kitabında da bu küçük görülen hayatların büyüklüğüne tanık oluyorsunuz. Mücadelelere, samimiyete, acıya, yoksulluğa ve sevdaya… Engelleri tanımayan, sus dedikçe susmayan o sevda seslerine tanık oluyorsunuz. Peşinden koşulanlar, yakındakini de uzak yapıyor bazen. Uzaklıkları yaşıyorsunuz. Kitapta toplamda altı farklı hikâye bulunuyor. Kâğıt itibariyle 107 sayfalık bir alanı kaplasa da bu hikayeler, gönlünüze bir anda girip kağıttakinden daha fazla yer işgal ediyorlar. Yazarın olayı betimleyişindeki içtenlik, olay akışını merak uyandırıcı bir şekilde verişi ise, kitabı gayet akıcı kılıyor. Bitmesin diye sarf edilen çaba, işe yaramıyor ve sırtınıza yüklenmiş yeni hayat hikâyeleriyle son satırda buluyorsunuz kendinizi. İşte böyle * Şairim Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası Ayak seslerinden tanırım Ne zaman bir köy türküsü duysam Şairliğimden utanırım diyor bir şair. Bana kalırsa Mustafa Çiftçi bir köy türküsü gibi, zamana uzanan yolculuk gibi yazıyor yazdıklarını. Bir köy türküsü gibi yaşıyor, edebiyat bitti diyenlerin yolunu kesiyor. Tanımak, tanışmak gerek.
Edebiyat
Ah MercimeğimMustafa Çiftci · İletişim Yayıncılık · 20171,604 okunma
··
37 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.