Ah bu kitap ne güzeldi..Hazır böyle başlamışken Dorian çok güzel bir erkektir. Tıpkı bir yunan tanrısı gibi güzelliği dillere destan derecesindedir. Ressam Basil Halward onun bu güzelliğinden etkilenmiş ve onla arkadaşlık kurarak portrelerini yapar. Ancak Basil onun portrelerini satmaz kimseye göstermez kendine saklar, onun arkadaşlığından oldukça keyif almaktadır. Bir gün arkadaşı Lord Henry onu ziyaret eder ve ona Doriandan bahseder Halward onun Dorian'i görmesini istemez ancak onun resimini çizmesi için geldiği sırada karşılaşırlar. Şunu söylemeliyim ki Lord Henry çok cool bir karakterdir, okurken söylediği sözlerin neredeyse hepsinin altını çizmişimdir. Eh tabi Dorian de benim kadar Lord Henryden etkilenir portresi yapılırken konuşma fırsatı buldukları esnada onun çok farklı ve zeki olduğunu düşünür.Ancak bazı sözlerinden fazla etkilenir güzelliğini yaşlandıkça kaybetme konusunda dehşete düşer . Öyleki bu esnada bir istemde bulunur "keşke herzaman bu portredeki kadar güzel kalsam" 'dır. Ve bu dileği veya laneti gerçekleşecektir. Zaman geçtikçe Dorian başından geçicek birtakım yıpratıcı olayların ve yılların onda iz bırakmadığını bunların portresine yansıdığını kendinin o gün yapılan resmindeki gibi hala güzel ve genç kaldığını fark eder. Ancak bu durum yine zaman geçtikçe Dorian'nin ruh sağlığını da etkiler. Kitap konu olarak farklı ve oldukça ilgi çekicidir. O yüzden okurken sıkılmıyorsunuz. Ve Oscar Wilde'nin tek romanıdır. Bence 1 tane yazıp zirvede bırakmak gibi olmuş. Eğer okumayı düşünüyosanız şiddetle tavsiye ederim. İyi okumalar :)