Kitaba adını veren Polikuşka herkesin hakir gördüğü bir köylüdür. Hayatında sürekli hatalar yapmış, güvenilmez biri olan bu adam ilk kez ona duyulan güveni boşa çıkartmamak için elinden geleni yapsada sonunda onu büyük bir talihsizlik beklemektedir. Tolstoy bu kısa öyküsünde Polikuşkanın kadersizliğini anlatırken Çarlık Rusya'sındaki sosyal katmanlar (toprak ağası-köylü) arasındaki ilişkiyi oldukça gerçekci anlatmıştır. Toprak ağarları köylüler üzerinde hak talep etmekte, onların yaşamlarını ellerinin içinde görmekteler ve köylüler de bunu öğrenilmiş çaresizlik içinde doğal bir durum gibi kabul etmektedirler. O dönemde toprak sahibi olmak sınırlar içinde yaşayan insanların efendisi olarak hayatları hakkında hüküm ve tasarruf sahibi olmak anlamına geliyor. Hikayede hanimefendinin köyden askere gidecekleri seçmesi üzerinden bu düzen eleştirimektedir. Tolstoy bu ufacık öyküsünde birden çok konuya parmak basmıştır aslında bunlardan biride toplumdaki ahlaki düzen. Polikuşkaya güvenen hanımının yüzünü kara çıkartmamak için elinden geleni yapsada başarısız olur. Insanların önyargıları, sahte insan ilişkileri ve onun fakir bir köylü oluşu kendisini inandırması için yeterli olmayacaktır. Polikuşka hikayenin baş kahramanı gibi görünsede Tolstoy aslında bir kişinin öyküsünün daha büyük bir öykünün parçası olduğunu göstermeye çabalıyor. Sadece toplumsal sınıf farkını değil toplum içersindeki bireylerin aldıkları kararların, başlarına gelenlerin diğerlerini nasıl etkilediğini. Hayatın doğal akışı içinde birilerinin talihsizliklerinin başkalarının nasıl şansı haline geldiğinin vurgusunu yapıyor.