Adı:
Polikuşka
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750705014
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Polikuşka
Polikuşka
Savaş ve Barış ve Anna Karenina gibi yapıtlarıyla dünyanın en büyük romancılarından biri sayılan Lev Tolstoy, aynı zamanda 19. yüzyıl Rusya'sının en etkili ahlakçı düşünürüdür belki de. Birçok yazısında din, toplum, ahlak ve sanat konularındaki görüşlerini açıklamış, Rus Ortodoks Kilisesinin bağnazlığını eleştirmiş, köylülerin yoksulluk ve eğitimsizliğine çözümler aramıştır. Tolstoy'un 1855-1863 yılları arasında yazdığı 'halk için öyküler' arasında yer alan Polikuşka da, onun daha çok maddeci toplumun doğal insan üstündeki etkilerini konu edinen yapıtlarındandır. Genç Tolstoy'un, köylü yaşamı üstüne parlak bir öyküsüdür Polikuşka; ama en küçük bir romantizm içermez yazarın yaklaşımı; tam tersine, Çehov'un bu konudaki bazı öykülerinde rastlanan katı bir gerçekçilikle kaleme alınmıştır.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10 puan
Gerçek bir olaydan esinlenen Tolstoy'un bu eseri ilk kez 1863'te yayımlanmış.
Kitaba adını veren kahramanımız Polikuşka 5 çocuk babasıdır ve toprak kölesi olarak hayatını sürdürmektedir.
Geçmişinde hırsızlık, içki, kumar gibi kötü alışkanlıklari olan Polikuşka'ya hizmetinde olduğu konağın sahibesi güvenerek yüklü bir miktarda parayı alması için kasabaya yollar. Polikuşka, hanımının güvenini boşa çıkarmamak için elinden geleni yapar...

Keyifli okumalar.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Tolstoy’un kaleme aldığı bu uzun öykü, bir solukta okunabilen cinsten bir eser olmuş diyebilirim. Özellikle realist eserlerlerini okuduğumuz Tolstoy, bu öyküsünde de oldukça gerçekçi bir bakış açısını takınmış. Kendi yaşamında toprak ve askerlikle ilgilendiğini bildiğimiz Tolstoy köy yaşamında bu iki önemli husus üzerinde durarak toplumun bir eleştirisini yapıyor diyebilirim.

Öyküde toprak sahipleriyle toprak kölelerinin arasındaki hiyerarşi birçok yönden ele alınmış. Tolstoy’un aradaki farkı eleştirdiğini düşündüğüm bu eserinde aynı zamanda paranın bir insana neler yaptıracağı, insanın hayatındaki yerinin ne olduğu, insanı nasıl değiştirebileceği, kaç farklı alana hükmedebileceği üzerinde durulmuş diyebilirim. Bir toplum eleştirisi olan bu öyküde aslında paranın insan ahlakını nasıl etkilediği ve etik değerlere nasıl müdahale ettiğini görüyoruz.

Saatler içerisinde bitirdiğim bu öyküde öncelikle, kitaba da ismini veren Polikuşka’ dan kısaca bahsetmek istiyorum. Polikuşka 5 çocuğu olan karısı Akulina ile birlikte hayatını sürdüren bir köylü. Polikuşka’nın sözde mesleği baytarlık. Fakat baytarlık mesleğini yaparken olmaması gereken bir şekilde acımasız ve işini bilmeyen birisi olarak anlatılmış. Baytarlıktan anlamadığı halde inandırıcılığı dolayısıyla insanların üzerinde işini bilerek yapıyor hissi uyandırıyor. Polikuşka’nın en belirgin vasıflarından birisi de hırsız olması ve kötü işler yapması. Öykünün bel kemiği diyebileceğim noktada tam olarak bu. Çünkü öykünün seyri ve köylüyü etkileyen olaylar buradan sonra başlıyor. Polikuşka’ ya hırsız olmasına rağmen, toprak ağası olan hanımı ona güvenerek kasabadan epeycene bir parayı ona getirmesini istiyor. Kendini kanıtlama fırsatı yakalayan Palikuşka, ona inanları sevindirecek mi yoksa üzecek mi...

“...ÖYLE HIZLI KOŞMAYA BAŞLADI Kİ, ETEĞİ BİLE ARKASINDAN ZOR YETİŞİYORDU.”

Benim hoşuma gittiğini söyleyebileceğim farklı tarzda benzetme ve betimlemelere yer verilen bu öykünün üslubu da hoşum gitti diyebilirim. Betimlemelerin tarzı realist bakış açısıyla yazılmış olmasına rağmen hafif mizahın da serpiştirilmesiyle keyifli bir hal almış. Bir okur olarak hoşuma gitmeyen gitmeyen kısımlar ise öykünün son 10 sayfasında olayların bağlantısında kopukluk olduğunu düşünmem ve hissiyatın yeteri kadar verilemediğini düşünmemdi diyebilirim.

Okuyanlara ve okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim:)
88 syf.
·2 günde·5/10 puan
Rus edebiyatında olduğu kadar , günümüz edebiyatında da edebiyat ve sanat konularındaki realist görüşleriyle etkisini hissettiren değerli yazarın, kıssadan hisse tarzı diyebileceğimiz, gerçek bir hikayeden uyarlanan öykü türünde bir eser, Polikuşka.
Ahlakçı yönüyle bilinen yazarımız bu kısa eserinde Polikuşka adlı köylü ekseninde dönemin din , toplum, ahlak , sanat konularındaki görüşlerini açıklıyor. Ortodoks kilisesinin bağnazlığından, sınıflı yapının getirdiği sıkıntılara; materyalist toplum anlayışının köylü halk üzerindeki etkisinden , eğitimsizliğe kadar geniş yelpazede birçok konu ele alınmış.
Kitapta geçen şu alıntı aslında kitapta verilmek istenen mesajı bir ölçüde açıklıyor:
"Dünya bu; kimi güler, kimi ağlar.."
***
Bir oturuşta rahatlıkla bitebilecek, Tolstoy’un 1855-1863 yılları arasında kaleme aldığı ‘halk için öyküler’ arasında yer alan Polikuşka, oldukça sade bir dille yazılmasına karşın beni pek içine çekemedi ne yazık ki. Verilmek istenen mesaj güzeldi belki fakat anlatının durağanlığı ve olağanlığı okurken "bitse de gitsek" dedirtti açıkçası.
Velhasıl, o kadar güzel eseri varken bu esere pek sıra geleceğini sanmıyorum. Okuduğumda pişman olmasam da, tavsiye edeceğim bir eser değil.
***
İyi kitap, okumalar ..
88 syf.
·1 günde·8/10 puan
.. Spoiler içerir..
Bir çırpıda okunabilecek kısa klasiklerden olan kitap, hikayenin kahramanı Polikuşka'nın başından geçen olayları anlatıyor.


Polikuşka, Rusya'da toprak köleliğinin devam ettiği yıllarda bir hanımefendinin için çalışan bir köledir. Hayatında yaptığı; çok içmek, sahtekarlık, hırsızlık gibi hatalarından dolayı kimsenin ona güvenmediği bir dönemde, hanımefendisi ona güvenip yüklü bir miktar parayı alması için onu görevlendiriyor.


Gerçek bir olaydan esinlenmiş eser, o dönemde köylünün halini, köleliği ve paraya verilen önemi ustaca gözler önüne seriyor.
88 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Hem Rus hem dünya literatüründe bir kıyasa gidilecekse, dönemin namlı entelektüelleri Tolstoy ve Gogol olarak kabul edilir. Dostoyevskiye duyduğum kişisel zaafiyeti bir kenara bıraktığımda bu duruma itiraz edecek veri yok elimde:) Dostoyevski biraz daha halktan, manastırda büyümüş eğitim almış, her ne kadar doktor çocuğu da olsa, onun ahlaki değerleri hep bir din perdesi altında kalmış. Tolstoy ise aristokrat bir aileye sahip olmanın, varlık içinde doğup büyümenin avantajını, bilgisi görgüsü, adalet ve ahlak anlayışıyla çok daha ileri taşır, yoksulluk ve sınıf farkının altını defalarca çizer. Yine bir dönemin kanayan yarası portresidir Polikuşka, hüzünlü, yürek burkan (itiraf ediyorum, ben birazcık ağladım da) ne hayatlar, ne insanlar, ne ziyanlık, ne uğruna gibi ardışık sorularla okuduğum uzun öykü, sayfa sayısıyla yine çanta kitabımdı ve yazarın kalemiyle tanışmamış olanlar için, isabetli bir bakış sağlayacağı kanaatindeyim. Severek tavsiye listeme ekledim.
Saygılarımla..
88 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kimi için birkaç saatte kimi için de bir günde bitebilecek kitaplardan, tam da adı gibi kısa klasik Polikuşka. Tolstoy da Dostoyevski gibi hep gözümü korkutanlardan olmuştur ama geçen sene Anna Karenina'yı okuduktan sonra tüm kitaplarını okuma isteği geldi fakat hadi okuyayım deyince okunmuyor maalesef. Güzel olduğundan emin olduğum ve bi çırpıda bitecek bir kitaba ihtiyacım varken Polikuşka göz kırptı bana. Tam da tahmin ettiğim gibi çıktı. Kısa, heyecanlı, sıkmayan bir öykü. Ama Türk dizilerinden de kitaplarından da alışık olduğumuz "hikaye kahramanına bir şey olmaz" kuralı bu kitapta yok. Kitabın kahramanı Polikuşka kitap sonuna kadar bize eşlik etmiyor ve ölüyor. Hikayeden bahsetmeyeceğim ama Polikuşka ölünce benim gözyaşım pıt. Çünkü haketmemişti, hayat ona ikinci şansı vermemişti. Neyse daha fazla yazarsam kitabı anlatacağım. Kısa öykü için fazla uzun konuştum. Okuyunuz ve kitapla kalınız efendim.
88 syf.
·2 günde·10/10 puan
Tek seferde okunabilecek mini bir kitap. Fakat içi tek seferde sindirilebilecek gibi değil. Toprak kölelerinin hayatına hem ışık tutuyor hem de gerçekten psikolojik analizler içeriyor kitap.
Tolstoy denince aklımıza hep olağanüstü başyapıtlar geliyor. Fakat bu kitap ne kadar mini olursa olsun gerçekten içerdiği anlamdan dolayı benim için başyapıt.
Keyifli okumalar.
88 syf.
·1 günde·Beğendi
Kitap gerçek bir hikayeden uyarlanmış Tolstoy romanıdır.
Polikuşka Rusya'da toprak köleliğin devam ettiği yıllarda zengin bir hanımın yanında çalışan köledir.
Hayatının büyük bölümünü içki içerek, hırsızlık yaparak ve sahtekarlıkla geçirdiğinden dolayı kimsenin güvenmediği bu köleye, çalıştığı hanım yüklü bir miktar para emanet ederek bir gçrev vermiştir.
Kitapta bunun hikayesini okuyoruz. Kitapta o dönemde paraya ve köleliğe verilen büyük önemide görüyoruz.
88 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Tolstoy beyimizin ahlakçı ruhunu bilirdim, nitekim kitap da bu ruhu yansıtır nitelikteydi.

Öncelikle kitap novellamsı ve Can'ın yeni "kısa klasikler" serisinden. İçeriğe gelecek olursam, yazarımızın cümleleri az sanatlı, sade ve realist. Olabildiğince gerçek hayatı yansıtır bi' biçemde. Kişiden çok konu önceleniyor öyküde. Açıkçası başlık nedeniyle ve ilk yarı başkahraman odaklı geçtiği için kitabın ikinci yarısı beni şaşırttı. Çünkü kişinin dünyasından çıkıp paranın dünyasına girdik. Bunların yanında hayatı betimleyen, onlarca akılda canlılık yaşatan resimcikler çiziyor bize Tolstoy. Bu ise okurda hayal kurdurmaya çalışmaktan çok canlı bir ışıkla manzara yansıtma halini getirdi aklıma.

Bu manzarayı bir iktisatçı olarak ne kadar yansız inceleyebilirim bilemeyeceğim çünkü konumuz malum para.
Para denince akla gelen onlarca izlenim olur kişide. Somut ama soyut, var ama yok bir şeydir çünkü. Uydurmadır ama bu uyduruk, insan yaratısı kağıt parçaları sunduklarıyla yeterince "gerçek"tir aynı zamanda. Nelere mal olur, insanlara neler sunar, mutlu eder ve hatta süründürür de insanı.. karmaşık.

Ahlaki açıdan bakıldığında Tolstoy, gerek kendi yaklaşımı gerek kutsal kitapları referans alır biçimde öykünün tabanına para kötüdür fikrini koymuş zaten. Ve nitekim, kitapta da para nedeniyle yaşanan yıkımlar ve "uğursuz para" teması var. Ayrıca yazarın kötü alışkanlıklar konusuna değinmesi de yine ahlakçı bakış açısını vurgular nitelikteydi.

Ben bunu geliştirip para ya da içki kötüden çok "metalar kötüdür" demek istiyorum. Çünkü dünyeviliğin içinde meta olmayan şey yok derecesinde artık. Ve aslında tüm bu sıkı bağların ta kendisi bence birer kötülük. Bunu da ahlaki bir perspektiften değil, ruhsal bir açıdan vurgulamak istiyorum.
Bu gerek yemek düşkünlüğüdür, gerek internet bağımlılığıdır, gerekse de peşinden koşulan güzellik algısıdır.

Aslında para dediğimiz faktörün şekilden şekle bürünüp insanı birer derin bağa, çıkmaza yönelttiği konumdur metasal düşkünlüklerimiz. Ve tüm bunları kutsal emirler boyunduruğunda değil de, hayatlarımızı daha insani, daha dengeli, ruh- madde yoğunluğunu gözeterek yaşayabilirsek bence düşkünlüklerimizden bir nebze sıyrılabiliriz ya da kontrol edebiliriz. Dinlerdeki yasaklar nettir ve "kabul edilmesi gereken"dir. Oysa insan doğası için yasaklar kadar uyulmaması cazip şey yok gibi. Yasaklar sert ifadeleriyle ve netlikleriyle uzak dur diye bağırırlar, uzak durmak istemeyiz. İncelediğimizde uzak durmamızı gerektirecek ne vardır, ya da neden gereklidir bu; uzak durmamız hangi açıdan bize fayda sağlar? Para kadar cazip bir şeyden uzak durmak, ya da ona olan düşündüğümüzü kısıtlamak ne kadar olanaklı? Hayatımıza yerleşiktir para ve diyebilirim ki yüzyüllardır bağımlıyız. Ama bi noktada tercihsel kırılma da yok değil. Bu ise kişinin kendi alışkanlıkları, yaşamı, hayata bakış açısıyla alçalıp yükselen doğru orantılı bi grafik çizer bize. Dini fikirler ne derse desin, parayla olan ilişiğimiz içinde bulunduğumuz aile, toplum, ülke tarafından şekillendirilmiş bir algının sonucudur. Ve bizler de bu sonuca göre hareket ederiz.

Bu hareketin mecburi yanı yaşamı devam ettirmek zorunda olduğumuz için elimizde tuttuğumuz, yönettiğimiz ve sahip olmak istediğimiz, "gerekli" parasal bağdır. Ama kendi özel, bireysel ve iç dünyamızda para ile olan yakınlığımızı aile, alışkanlıklar ve yakın çevremiz yönetir. Yani dengenin ruhsal yanı aslında ruha yakın olan yanı tarafından yönetilebilir. O halde yakın çevremizle/ çevremizdeki bağların nasıl olduğunu daha iyi algılayabilirsek madde - ruh dengesini parasal bi perspektifte daha iyi konumlandırabiliriz belki. Çevremizdeki ilişkilerin ne üzerine kurulu olduğunu daha net analiz edebilirsek bi tür bağ-bağımlılık-gereklilik diye adlandırdığımız parayı ve metasal düşkünlüklerimizi daha iyi kontrol altına alabileceğimizi düşünüyorum.

Konu para olunca cidden asla bitmeyecek bir yola giriyorum istemeden. Bu nedenle kısa kesip, farklı fikir kapıları sunabilecek bu kitabı ilgililere okumalarını öneririm. Mutlu okumalar!
88 syf.
·9/10 puan
Tolstoy'un bu eserinde; Çar rusyasında toprak sahiplerinin emrinde çalışan köylüler üzerinde ki yaptırımlar, din, toplum, ve ahlak öğeleri konu alınmış. Toprak sahipleri her sene üç kişiyi seçiyor ve askere gönderiyor. Seçilen kişiler genellikle; işe yaramazlar ve suçlular oluyor, seçilen kişi gitmek istemiyorsa yerine yüklü bir miktarda para ödüyor. Kimse askere gitmek istemediği için her yıl kargaşa çıkıyor. Tolstoy yine güzel bir hikâye sunmuş bize. Hikâyeyi gayet akıcı ve sade buldum. Özellikle değineceğim bir kısım var ki, beni benden aldı yani kitabı bırakıp bir kaç dakika düşündüm, kendime gelemedim, devam ettiğimde ise ikinci kez şok geçirdim! Eminim kitabı okuyan herkes nereden bahsettiğimi tahmin etmiştir..
Yazarın kalemini zaten beğenerek okuyorum. Tolstoy'un okumak istediğim hatta çok merak ettiğim birkaç kitabı var fakat kalın kitaplar olduğu için yanımda taşıyamıyorum, iş yerine getirip, götürmek sıkıntı oluyor. Okuduğum bütün kitapları iş yerine götürüyorum ki molalarda okumak iyi geliyor. Konuyu toparlamak gerekirse, okunmaya değer bir hikâye.. Okuyun! Okutun!
.
.
Sevgim üzerinize olsun, keyifli okumalar dilerim.
96 syf.
·8/10 puan
Tolstoy'un din, toplum, ve ahlak ögelerini konu aldığı bu kısa öyküyü gayet akıcı ve sade buldum, güzeldi. Efendi ile köle ilişkisi, güven ve paralı askerlik güzel işlenmiş. Öyküde, İnsani duyguların çıkmazında Polikuşka'nın hikayesi anlatılıyor bizlere, tavsiye ederim.
" Ah ! Şu para yok mu ? Bütün günahlar ondan çıkıyor. Kitapta bile yazılı, paradan daha fazla günah getiren nesne yoktur."
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 47 - Can Yayınevi
Bakmışsın, bir gün bütün yaptıklarının bedelini bir kere de ödemişsin, bütün yaşamın tersine dönmüş, bir güzel sopa yemişsin.
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 17 - Polikuşka

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Polikuşka
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750705014
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Polikuşka
Polikuşka
Savaş ve Barış ve Anna Karenina gibi yapıtlarıyla dünyanın en büyük romancılarından biri sayılan Lev Tolstoy, aynı zamanda 19. yüzyıl Rusya'sının en etkili ahlakçı düşünürüdür belki de. Birçok yazısında din, toplum, ahlak ve sanat konularındaki görüşlerini açıklamış, Rus Ortodoks Kilisesinin bağnazlığını eleştirmiş, köylülerin yoksulluk ve eğitimsizliğine çözümler aramıştır. Tolstoy'un 1855-1863 yılları arasında yazdığı 'halk için öyküler' arasında yer alan Polikuşka da, onun daha çok maddeci toplumun doğal insan üstündeki etkilerini konu edinen yapıtlarındandır. Genç Tolstoy'un, köylü yaşamı üstüne parlak bir öyküsüdür Polikuşka; ama en küçük bir romantizm içermez yazarın yaklaşımı; tam tersine, Çehov'un bu konudaki bazı öykülerinde rastlanan katı bir gerçekçilikle kaleme alınmıştır.

Kitabı okuyanlar 943 okur

  • theimam
  • Vahide demir
  • Ayberk
  • Samet Cesur
  • Handan
  • Tuna Şaylı
  • Baran Arslan
  • Hatice Gülsoy
  • aozcınar
  • Hafiz Ismayilzadeh

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.2 (17)
9
%5.2 (17)
8
%9.2 (30)
7
%8 (26)
6
%4 (13)
5
%0.6 (2)
4
%0.3 (1)
3
%0.6 (2)
2
%0
1
%0.3 (1)