·80 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Nisan 2020 13:57 Öylesine Bir Hikaye
Hikayemiz tıp profesörü olan Nikolay Stepanoviç’ in iç buhranlarını anlatıyor. Nikolay Stepanoviç yaşlı, hasta ve öleceğini düşünen bir tıp profesörüdür. Bir de profesörümüzün manevi kızı vardır. İsmi Katya. Katya ise tiyatroya gönül vermiş ve hayalinin peşinden gitmiştir.
Hikayemizde Nikolay Stepanoviç ile kızı Katya arasında geçen konuşmaları okuruz. Profesörün üniversite de makamı yükselince ailesinde olan değişimleri bize kitap anlatır bunun üzerine bize profesörün düşüncelerini verir. Nikolay önemli olanın insanlık olduğunu düşünmektedir. Paraya pula önem veren bir insan da değildir. Ailesinin ise profesörün makamı yükselince nasıl değiştiğini (ailesinin nasıl sonradan görme gibi davrandığını) eski ailesi gibi olmadığını bize anlatır. Cahillikten dem vurur. Diğer yandan manevi kızına baktığımızda tiyatroya verdiği önemin diğer insanlar tarafından(bu mesleği icra edenler) aynı önemi vermediklerini görünce büyük bir yıkım yaşar.(Burdada her insanı kendisi gibi görüyor çıkarımı yapabiliriz. Daha gözleri açılmamış. :) Hayatından bir kaç önemli daha olay geçer bunu kitap bize verir ve manevi kızımız hayattan soğur.
Evet manevi kızımız profesörden ne kadar bana yardım et, hayatım kötüye gidiyor dese de profesörün söylemlerini uygulamaz ve aksine karşı da gelir. Hayatın elinden kayıp gittiğini görür, verilen tavsiyelere uymaz ve sürekli bu konuda profesörün başını ağrıtır. -Biz kendi hayatımızda dışsal güdülenmeyle hareket edemeyiz. Hayatımızda bir şeylerin değişmesini istiyorsak dışa dönük değil içsel güdümüz olmalı.-
Nitekim profesör ne kadar insanlığa önem versede kitabın sonu şöyle biter: -Aklımda kaldığınca aktarıyorum-
Ben Kırım’a gidiyorum der Katya. Profesör ise cenazeme kalmayacak mısın? bu hafta öleceğim der.
Kızı kapıdan çıkar ve gider profesör köşeyi döndükten sonra arkasını dönüp bakmasını bekler ama kızı dönmez...
Kitap kısa bir şans verin derim. İyi okumalar.