"Bir adam düştü Galata Kulesinden
Bu adam benim oğlumdu."
Oğlunun ölümü üzerine yazdığı Galata şiiri ile tanışma fırsatı bulduğum ve hayat hikayesiyle birlikte daha yakından tanımak istediğim bir yazardı Ümit Yaşar. Aşka Dair Nesirler kitabı ile de sırlarına ortak olarak fazlasıyla iyi bir dost olduğumuz söylenebilir. Kitap, Günlük-Anı-Şiir-Mektup gibi birden fazla türe hitap ediyor. Her bir türü ustaca kaleme alan yazar beni en çok mektuplarıyla kendisine hayran bırakmayı başardı. Çünkü bu mektupların bir farkı var. Bu mektuplar bana! Hatta sana, ona, bize... Çünkü bu mektuplar sahiplerini arıyor. "Sahibini Arayan Mektuplar" Sevgilisinin tek bir sözüne hasret kalmış aşığa, mapushanede ailesinin hasretini çeken mahkuma, postacının her geçişinde "Mektup var mı?" sorusuna daima "Yok" cevabı alan insanları düşünerek yazılmış mektuplar. Tabii bunların dışında bir de Mihriban'a mektuplar var. Mihriban belki de hepimizin aşina olduğu bir isim Abdurrahim Karakoç sayesinde. Mihriban... Ulaşılmaz sevgili... Ümit Yaşar için de ulaşılamayan bir sevgili olup kalmış yüreğinde. Sözlerime Ümit Yaşar Oğuzcan'ı içimde bağdaşlaştıran dizeleriyle son vermek istiyorum.
"Gitmek mümkün olsa da gitsem uzaklara
Sevmesem seni bir daha
Paramparça etsem yüreğimi cam gibi
Sonra yaksam
Savursam küllerini karlı dağlardan açık denizlerden
Yine seni severdim toz toz
Yine sana taparım küllerimin ağırlığınca"
Sonsuz tavsiyelerimle...