"Mustağriblerin İslâmi bir ad ile çağrılmaları, "Müslümanların yenilmişliğine çare arıyoruz" şeklindeki sloganları, İslâm'ın sabitelerini inkar etmeyi, "çağdaş bir zorunluluk", "akademik özgürlük” gibi aldatıcı cümlelerle beyân etmeleri, cenneti dünyada arayan konfor Müslümanlarını etkiledi. Oryantalistler, İslâm'ı yok etme, Mustağribler/yerli oryantalistler ise ihya etme iddiasında olduğundan öncekilere nisbetle bin kat daha etkili oldular. Adlarının "Mustafa, Hasan", lisânlarının Müslümanların lisânı olması, ümmetle aynı soydan aynı boydan gelmeleri, büyük bir yanılgıya yol açtı. Bu yüzden geçen asır tarihin en Karmaşık telbis'u iblisine tanık oldu. Dışarıdan sarsılamayan İslâmî bünye, içerden büyük bir darbe yedi.
Yerli oryantalizmin memurları Allah Rasûlü'nün haber verdiği gibi, "Cehennem'in kapılarına çağıran adamlar" olarak kendilerine icabet edenleri Cehenneme atmak için çabaladı. Huzeyfe b. Yeman Allah Rasulü'ne "Sıfhum lenâ/Bize onları tarif et” dediğinde, Efendimiz, "Bizim derimizden/milletimizden ve bizimle aynı dili konuşanlardan olacaklar" buyurdu."