·269 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Mart 2020 18:04 Bu roman için yazılacak o kadar şey var ki...
Bir defa asla üzerine makale okumadan anlayamayacağımız bir roman. Çünkü yazar çok dolu, roman da postmodern. Okudukça yazarın hayal gücüne hayran kalıyor insan.
Romanın ana izleği insanın yaradılıştan bu yana ölümsüzlüğe ulaşma ve dünyaya egemen olma tutkusu, şeytanın tanrıya karşı çıkarak evrenin tek gücü olmak istemesi, bunun için insanları kamdırması kimisinin de buna direnmesidir. Romanda ölümsüzlüğü elde etmeye çalışmak öyküleştirilmiş. Bunlar yapılırken kişiler birer sembol halinde sunulmuş okura.
Roman metinlerarasılık yönünden de oldukça zengin. Kutsal kitaplara, tasavvufa, musikiye, Mantıku't Tayr, Hüsn ü Aşk, Mesnevi, Binbir Gece Masalları gibi metinlere göndermeler var.
Romanda çokça fantastik öge karşımıza çıkıyor. Bu fantastik ögeler okurun romanı gerçek bir metin olarak algılamamasına yardımcı oluyor (üstkurmaca). Üstkurmacayı belirgin kılmak içim yazar romanın her yerinde varlığını farkettiriyoe. Romanın sonunda da kendine kahraman olarak yer veriyor. Bunun yanında postmodernizmin olmazsa olmazı ironi ve mizah açısından da zengin bir roman.
Dil ve anlatım ironiyi destekleyecek şekilde kullanılmış. İnsan okurken bazı yerlerde duruma gülüyor Hatta bazı yetlerde yazar önemsiz olayları da önemli gibi anlayıp okurla dalga geçiyor.
Postmodernist öge polisiye de romanda kendine yer edinmiş. Romanın ikinci bölümündeki seti cinayetler merak unsurunu canlı tutuyor.
Ben postmodernizm akımını gerçekten çok seviyorum. Bu romanı da bu alanda haddime düşmeyerek tabsiye ediyorum. İhsan Oktay Anar okunmalı. Bir okur olarak böyle bir eseri meydana getirdiği için teşekkürler İhsan Oktay Anar
Bu arada Nuvarif kişisi Firavun'un tersten okunuşu. Kendisi de zaten eski Firavun. Beni en çok burası etkiledi