Kitaba başlamadan önce, Vituhnovskaya tarafından uzun bir giriş bölümü karşılıyor bizi. Kitabı daha iyi anlayabilmek için kitabın yazıldığı günün şartlarını, baş karakterlerin birikimini, Finlandiyanın tarihçesini, yazarımız Petrov'un hayatını ve kitabın yarattığı etkileri(Türkiye'deki etkileri ve Atatürk'ün kitap hakkındaki düşünceleri de buna dahil) bilmemiz gerekir. İşte giriş bölümü tam olarak buna hizmet ediyor.
Asırlarca İsveç yönetimi altında olan Finlandıyanın bağımsızlığını kazanmasından sonra, ulusal bilinç oluşmamıştı. Çoğu kurumda ve halk nezdinde İsveç modeli hakimdi. Devrim sonrası bir çok hak kazanan Finlandıya, Rus egemenliği altındaydı.
"Biz İsveçli değiliz, Rus olmak da istemiyoruz, o zaman Finlandıyalı olalım." -Adolf Ivar Ardwinson
Bu devrimden sonra artık Finlandiya'nın "Birinci Milli Uyanış" döenemi başladı. Bu dönemin öncüleri, entelektüelleri vardı. Bunlardan birisi olan Snelman, yazarımız tarafından başkarakter olarak seçilmiştir. Snelman'ın hayatı ise bambaşka bir konu, onu da kitabın giriş kısmında detaylı bir şekilde bulabiliyoruz.
"Hayattaki aşırı düzensizliğin başlıca nedenlerinden birisi herkesin hayatta iyi bir düzen kurmaya çalışması, fakat hiç kimsenin hayatın kendisini düzene sokmak istememesidir." -Lev Tolstoy
"Aydın olarak sizlerin vazifesi halkın zekasını, vicdanını, irade ve enerjisini uyandırmak ve harekete geçirmek, düşünme yeteneğini canlandırmaktır." -Snelman
Karakterimiz eğitim, bilim, din, ekonomi, sosyoloji, spor vb. konulara değinir. Ve bu konularla ilişkilendirilmiş öğretmenleri, bilim insanlarını, din adamlarını, ebeveynleri, gençleri aydınlatmak üzere muhatap alır. Adeta her alandaki sorunlar teşhis edilmiş ve reçetesi dikkatlice yazılmıştır.
"Önce bilimsellik, sonra bilim.
Önce sanatsallık, sonra sanat.
Sanatsallık ve bilimsellik, bilgiye ve güzelliğe ulaşmanın arzusu bir zemin, bilim ve sanat ise bu zeminde yeşererek büyüyen ve gelişen çiçeklerdir." -Snelman
Aradan geçen 200 küsür yıl sonra görüyoruz ki, emekler sonuç vermiştir. Bugün Finlandiya artık bambaşka bir portföye sahiptir. Eskiden umutsuz vaka olarak görülen bir ülkenin, geldiği nokta işte budur. Atatürk'ün niçin bu kitabı okullarda okutulmasını tavsiye ettiğini okuyunca çok iyi anladım. Özellikle kendi yaşadığı topraklar ve kendi insanları için umutsuz vaka gibi bakanlara bir umut, bir dayanak olacaktır.