Bu suale bakalım Osho ne cevap vermiş:
“Evet, EGO insanın hastalığıdır. Çünkü, menfaat grupları senin hasta olarak kalmanı ister. Onlar senin sağlıklı ve sağlam olmanı istemez. Senin sağlıklı ve sağlam olman menfaat grupları için bir tehlikedir. Bu yüzden hiç kimse basit olmak istemez, hiç kimse bir şey olmamak istemez. Ve benim tüm yaklaşımım senin kendinle barışık olman, varlığını kabul etmendir.
Bir şey haline gelmek hastalıktır, olmak sağlıktır. Ancak sen basitliği, bütünlüğü, sağlıklı olmayı, mutluluğu tatmadın. Senin toplumun sana tek bir an dahi izin vermedi. Bu yüzden sen sadece tek bir yol biliyorsun: EGOnun yolu…”
Şimdi, bu direkt alıntılı girizgahtan sonra meselenin özünün daha iyi idrak edilmesi adına şöyle bir ekleme yapmak isterim:
İnsanların bir öz benlikleri vardır, bir de toplumsal benlikleri…
Öz benlik, bizim doğuştan gelen özelliklerimiz ile taşıdığımız potansiyel ve yeteneklerimizin mahsulüdür. Öz benliğimize uygun şeyler yaptığımızda bu dünyaya geliş amacımızı gerçekleştirmiş oluyoruz. Toplumsal benlik ise dış dünyanın geri bildirimleri ile diğerlerine daha hoş görünmek, toplum tarafından kabul görmek için, başkalarının hoşlanacağı gibi olmaya çalışan tarafımızı temsil eder. Ve tam da bu bağlamda, Osho’nun belirttiği özellikle şu “üç şey” sizi aslında başkalarının kölesi yapar: “Sevilme isteği, beğenilme isteği, takdir edilme isteği…”
Yani, bu toplumsal benlik olarak tabir ettiğimiz, bizim etrafımızdaki insanların değer verdiği şeylere önem vermeyi öğrenen parçamız aslında Osho ’nun hastalık olarak adlandırdığı EGOnun ta kendisi…
İnsanın EGOsu, illüzyon bir benlik yaratarak öz benliğinin farkına varmasını engeller. İllüzyon benlik, EGOnun kendini pek çok yolla tanımlaması nedeniyle oluşur ve ailemizin, içine doğduğumuz toplumun inançları, değer yargıları, dini, politik eğilimleri ile şekillenir.
İnsanın öz benliği ile illüzyon benliği sürekli çatışma halindedir. Çünkü, öz benlik varoluş amacına uygun adımlar atmak ister, illüzyon benlik ise olmak istediği bir imaja uygun davranışlar sergilemek ister. Öz benliğin temel amacı kendini gerçekleştirmektir. İllüzyon benliğin temel amacı ise imajını gerçekleştirmek, tatmin olmak ve toplum tarafından kabul görmektir. Ancak tatmin hiçbir zaman gerçekleşmez. Çünkü, illüzyon benlik dipsiz bir kuyu gibidir. Ne elde ederse etsin, daha fazlasını ister, çünkü her an yarattığı imajın zayıflayacağından korkar. İmajın zayıflaması benliğin yok olmasıdır, ona göre. Bu nedenle, onu yaşatmak için kıyasıya savaşır. İllüzyon benlik için hiçbir şey yeterli değildir. Altında kocaman bir delik olan bir kabı sürekli doldurmaya çalışır. Ancak kap asla dolmaz ve kişi hiçbir zaman tatmin olmaz, Osho da EGOnun yansıması olarak kastettiği bu illüzyon benlik ile ilintili olarak şöyle diyor :
“EGO senin gerçek özünün tam tersidir. EGO sen değilsin. EGO toplumun yaratmış olduğu ve senin bu sayede oyuncakla oynamaya devam edebildiğin ve asla gerçek şeyi sormadığın bir kandırmacadır. Bu yüzden ben EGOnu bırakmadığın sürece asla kendini bilemeyeceğin konusunda ısrar ediyorum.”Osho toplumun bireylere dayattığı normlara göre de EGOyu şöyle tanımlar:
“Sizin iki merkeziniz vardır:
Birisi varoluşun size vermiş olduğu, gerçek öz benliğiniz ve diğeri toplum tarafından yaratılmış olan merkez, yani EGOdur.
O sahte bir şeydir ve çok büyük bir kandırmacadır. EGO aracılığıyla toplum sizi kontrol etmektedir. Siz belli bir şekilde davranmak zorundasınızdır; çünkü sadece o zaman toplum sizi takdir eder. Belli bir tarzda yürümek, belli bir şekilde kahkaha atmak; belli bir tarzı, ahlakı, formülü takip etmek zorundasınızdır. Ancak o zaman toplum sizi takdir hatta taltif eder ve etmezse de EGOnuz sarsılır.
EGOnuz sarsıldığında, kim olduğunuzu, nerede olduğunuzu bilmezsiniz. Çünkü, başkaları size fikri vermiştir ve bu fikir EGOnun ta kendisidir. Onu mümkün olduğunca derinden anlamaya çalışın, çünkü ondan kurtulmak durumundasınız ve şayet ondan kurtulamazsanız hiçbir zaman öz benliğinize ulaşamazsınız…”
Osho’nun ABD’nin Oregon eyaletinde bağımsız bir komün kurma girişimi hakkında izlediğim “Wild Wild Country” belgeselinden sonra, Ego bu “Hintli mistik guru“nun okuduğum ilk kitabıydı; aslında Osho kendi adına basılı olan kitapların hiçbirisini kaleme alıp yazmakla uğraşmamış, hayatı boyunca yaptığı konuşmaların kayıtları başkaları tarafından derlenerek bir nevi külliyat haline getirilmiş. Belki de, bu yüzden üstünkörü yapılmış bir derleme olduğundan olsa gerek, sık sık yapılan gereksiz tekrarlar, son derece dağınık, düzensiz ve özensiz metinler okuru gereğinden fazla sıkabiliyor, bu kitapta oldukça yerinde ve sağlam gibi görünen tespitler olmasına karşın, zaman zaman çelişkilere varan ifadeler ve bazı uydurmasyon hikâyeler de (Osho’nun söylemleri ve eylemleri arasındaki bariz farklar gibi) kafaları karıştırabiliyor.
Osho’nun gerçek adı ‘Chandra Mohan Jain’dir; 1960'lardan itibaren ‘Acharya Rajneesh’, 1970’lerde ve 1980'lerde Bhagwan Shree Rajneesh ve 1989'dan sonra Japoncada ‘usta’ anlamında kullanılan bir sözcük olan Osho namıyla tüm dünyada tanınmaya başlamıştır.
Chandra Mohan Jain adıyla felsefe alanında yüksek lisans eğitimini 1957 yılında onur ödülüyle tamamlayıp, daha sonra bir süre okutmanlık yapmış, 1960 yılında da profesör ünvanı kazanmıştır. Okutmanlığı sırasında öğretmen Rajneesh adı altında Hindistan'ı diyar diyar dolaşıp seyahati sırasında Gandi‘yi ve sosyalizmi eleştiren konuşmalar yapmıştır. 1968 yılında cinsellik alanında daha büyük kabul edilebilirlik çağrısında bulunmasıyla birlikte, Hint basını tarafından "seks gurusu" olarak adlandırılmıştır.
Osho 1981 yılına kadar Pune’daki Shree Rajneesh Ashram’da öğretilerine devam etmiştir. Burası her gün 30,000’i bulan büyük çoğunluğu Avrupalı ve Amerikalılardan oluşan ziyaretçi akınına uğramıştır.
i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3gg...
Günden güne gücü ve müritleri artan Osho’dan rahatsız olan gelenekçi Hintliler ve hükümet baskısı onu başka bir ülkeye göçe zorlar.
Uzun araştırmalar sonrası ABD’ye yerleşmeye karar veren Osho Oregon eyaletindeki Antelope kasabasının yakınlarında yaklaşık 32 bin hektarlık (260 kilometrekare, neredeyse Manhattan büyüklüğündeki) “Big Muddy Çiftliği”ni satın alır. Burası sarp, kayalıklı, dik yamaçlardan oluşan devasa bir arazidir. Vahşi ve engebeli… Prefabrik evlerle bir şehir inşasına girişirler…
i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3mg...
Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde 50 bin nüfuslu bir şehir kurmak… Daha doğrusu dış dünyadan bağımsız bir komün…
i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3zp...Osho’nun amacı hiçbir dine ve milliyete tabi olmayan “yeni insanı” yaratmaktır, yani “uyanan insanı”…
i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3MW...Osho’ya göre Doğu sözde spiritüellik nedeniyle aksak kalmış, teknoloji ve bilimsellikten uzaktır; Batı ise materyalizmi seçmiştir. Ama insan boşluk ve anlamsızlık içindedir. Adeta kendini kurtarıcı gibi gösteren Osho’ya göre Doğu insanı ve Batı insanı yarımdır. Ve Osho sözde bütün insanı yaratmayı hedeflemektedir.
i.imgyukle.com/2020/04/26/rkYL...
O zamanki FBI Görev Gücü Başkanı Lynn Enyart, Amerikan tarihindeki en büyük zehirlenme olayını, en büyük telekulak davasını ve Amerika’da meydana gelen en büyük göç yolsuzluğunu araştıracağından henüz habersizdir.
Osho’nun özel sekreteri, sözcüsü ve sağ kolu olan Ma Anand Sheela, Rajneesh Vakfı’nı ve ona ait milyonlarca doları kontrol etmektedir. “Hedefe giden yolda her şey mübahtır” mantığıyla hareket eden Sheela, dünyanın dört bir tarafından toplayıp örgütlediği binlerce Sannyasinle birlikte adeta Oregon halkına ve ABD hükümetine kafa tutar…
i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3MM...
Amerikan hükümeti Jonestown’daki gibi bir hadisenin gerçekleşme ihtimalinden korkmaktadır. (917 kişinin toplu intiharıyla gerçekleşen olay)
youtube.com/watch?v=SIUCaub...
Zira, Sannyasinlerin özgür iradelerini Bhagwan’a teslim etmeleri ve o ne derse yapacakları, işin “öl de ölelim”e kadar varacağı da varsayılmaktadır. Hatta, Jonestown katliamının sorumlusu Jim Jones’un kızı Shannon bile Osho’nun müritleri arasına katılmıştır.
i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3wX...i.imgyukle.com/2020/04/21/Q30X...
Yerel halka göre cinsellikte sınır tanımayan sapkınlarıyla ve ahlaksız tavırlarıyla Şehvetiye Tarikatı mensupları olan Sannyasinlerden ne olursa olsun kurtulmak lazımdır.
i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3ZM...
ABD hükümeti Osho ve binlerce müridi hakkında soruşturma açıp kahrolası federalleri devreye sokunca işler daha da karışır…
Bundan sonra neler olduğunu merak ediyorsanız şayet, size 6 bölümden oluşan “Wild Wild Counrty” belgeselini izlemenizi öneririm…
watchill.org/show/wild-wild-...Osho’nun öğretileri bir yana kendisi materyalist bir spiritüalist olarak her daim lükse düşkün biri olmuş, milyon dolarlık saat takmış, her şeyin en iyisini ve pahalısını koleksiyonuna katmıştır.
i.imgyukle.com/2020/04/21/Q8rR...
“EGOnun açlığı sahtedir, doyurulamaz…” diyen Osho 93 tane Rolls-Royce’la bile yetinmemiş, zira nihai hedefi 365’i tutturup yılın her gününe farklı bir ahenk getirmekmiş…
i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3bS...
Bu husustaki beyanatına gelince:
“Amerikalılar kendilerini dünyanın en zengin halkı sanıyorlar ama ben 93 Rolls-Royce ile basit bir şaka yaptım ve tüm kibirleri yok oldu. Benim 93 Rolls-Royce'a ihtiyacım yok. Bu bir eşek şakasıydı... Bazıları Rolls-Royce'ların spiritüelliğe uymadığını düşünüyor. Ben bir çelişki göremiyorum. Bir Rolls-Royce'un içinde otururken aynı ölçüde meditasyon yapabilirim... Aslında, bir öküz arabasında otururken de bu güç olur; yine de spiritüel büyüme için Rolls-Royce en iyisidir."
Ve son olarak, neden EGOyu hep büyük harfle yazdım, dersiniz:
“Çünkü, hiçbir EGO kendi gerçeğiyle baş edecek kadar küçük değildir…”
i.imgyukle.com/2020/04/21/Q37h...