Nabizade Nazım henüz genç yaşta(31) kemik veremi hastalığından vefat eden bir yazarımızdır.Ruhu şad olsun!
Türk Edebiyatındaki ilk psikolojik roman olarak bilinen Zehra'nın konusu "kıskançlık ve intikam"dır.
BURADAN SONRASI KİTAP İÇERİĞİ İLE İLGİLİDİR!
Suphi gayet kibarca büyümüş,genç,yakışıklı bir delikanlıdır.Babası bir kaç sene evvel vefat etmişse de Münire Hanım henüz sağdır.Münire asil bir ailenin kızı olup gençliğinin en coşkulu zamanlarını Arnavutluk'ta geçirmiştir.Akrabasından biri olan Kadri'yle evlenmiştir.
Babası sağlığında Suphi'yi,Şevket Efendi adında namuslu ve zengin bir tüccarın yanına katip olarak sokar.Şevket Efendi'nin Zehra adında bir kızı vardır ve bu kız kıskanç,ahlaki olarak kötülüğe meyillidir.
Şevket Efendi Suphi'de ruhi değişimler sezmektedir.Bunun aşk olduğuna emindir.Bir gün onu işleri tamamlamak için evine çağırmıştır.Suphi işlerden sıkılınca dışarıya bakmış,orada bulunan Zehra'ya tutulmuştur.Zehra'da ona tutulmuştur.Şevket Bey bu durumu sezinlemiş.İkisini evlendirmiştir.Kızının kıskançlığının böylece geçebileciğini mutlu ve mesut olacağını düşünmektedir.
Boğaziçi'nin R. köyündeki yalıya taşınmışlardır.Suphi'nin annesi bir gün onlara gitmiş yanında da onlara yardımcı olması için bir cariye getirmiştir.Cariyenin ismi Sırrıcemal'dir.Sırrıcemal Kafkas asıllı bedenen güzel bir kızdır.Zehra'nın kıskançlığının hedefi olan bu kız,hiçbir şey yapmadığı halde hakaretlere uğramaktaydi.Suphi ise ilk başta zavallı olarak görmekteyken kızı beğenmeye sevmeye başlamıştır.
Zehra ile Sırrıcemal zaman geçtikçe birbirini yemeye başlamış kavgalar gürültüler evde hiç eksik olmazdı.Bu arada Sırrıcemal ile Suphi birbirlerine aşklarını itiraf etmişlerdi.
Suphi bir kaçış planı olarak farklı bir ev tutmuş.Sırrıcemal'le birlikte yaşamaya başlamıştır.
Zehra