Aslına bakılırsa bu kitaba pek kıymetli edebiyat öğretmenimin önerisiyle başladım. Öncesinde çoğunlukla içeriğinin tamamen bir kurmacadan ibaret olduğunu bilerek fantastik kitaplar okuyan ben için, günümüzde de devam etmekte olan Çin'in Doğu Türkistan üzerindeki baskısına bir tepki olarak tüm gerçekliğiyle yazılmış bu kitabı okumanın beni biraz düşünmeye ittiğini söyleyebilirim.
Ana karakter olan Kuyaş'ın çocukluğu, evlilikleri, yürek burkan hayatı tarafınca anlatılıyor.
Kitaptan beni çok etkileyen ve göz yaşlarına boğulmama sebep olan birkaç satırı paylaşmak istiyorum.
"Sümüklerim yere damlarken o gece yapılan eğlencenin kendi düğünüm olduğunu nereden bilebilirdim? Ancak ertesi akşam öğrendim. Bir gece önceki eğlencenin benim için düzenlendiğini, evlendiğimi ve de kocam olacak adamın evine götürüleceğimi..."
Bir kız çocuğu düşünün olanlardan bihaber etrafını izleyen. Sevincinin dahi bir seksek oyunu kadar masum olduğu bir kız çocuğu, evliliğe mahkûm bırakılan bir kız çocuğu...
Kitabı şiddetle okumanızı öneriyorum. İnanın bir şey kaybetmeyeceksiniz.