Gönderi

Puan vermedi·250 syf.··
2020 23. kitabı
ORHAN KEMAL/KAÇAK)roman)316 sayfa...altın kitaplar serisinden,1970'te basılan baskısından... bir sahafta görmüştüm, orhan kemal'in 'kaçak'romanının ilk basımını ve aldım. roman 1970'te yazarın son romanı olarak basılıyor. yazar romanını 'hanımın çiftliği'romanının devamı gibi kurguluyor.romanda sık sık 'hanımın çiftliği'ni anımsatan göndermeler yapar,olayı hatırlatan cümleler kurar. toplumcu gerçekçi romanımızın en önemli yazarıdır orhan kemal. yoksul,sürgünde,her çeşit işte,beş yıl hapiste ve ömür boyu geçim darlığı içinde geçen bir hayatı 56 yıl gibi kısa bir sürede tamamlar,yazar. orhan kemal, hikayede araya girmeleri hiç sevmez. o, romanını diyaloglarla kurar. bir diyalog ustasıdır. psikolojik tahlilleri, karakter oluşturmayı betimlemeler üzerinden yapmaz. bunu daha çok çağıl çağıl akıttığı diyaloglarıyla başarır ki bu oldukça özgün bir metottur. orhan kemal,romanlarında çok iyi bildiği çukurova'yı,insanını,iş yaşamını,kır-köy hayatını, yoksulları,dışlanmışları, düzenin ezdiklerini anlatır. bir düşünsel arka plana dayansa da propaganda yapmayı, ajitasyonu sevmez, yazar.bir karakter çizme ustasıdır orhan kemal. 'bekçi murtaza' gibi ölümsüz bir karakter kazandırmıştır edebiyatımıza. ki bu, yetenek çok az yazara nasip olur. bu aralar roman okurken ister istemez son dönem romancılarımızla, eski ustaları karşılaştırıyorum. geçen haftalarda bir değerlendirmede bulunmuştum, kültürel,sanatsal,düşünsel dünyamızın sığlaştığı-kısırlaştığı-içeriksizleştiği gide gide niteliksizleştiği ile ilgili. orhan kemal'i okurken bu saptamamın doğru olduğuna iyice kani oldum. çağın değişim gücünün önünde durmaya, değişmezleri sıralamaya-savunmaya niyetim yok elbette ama değişimden kast edilenle,değişimin bize yansımış ve bizde görünür hale gelen biçimini de savunacak değilim. yeni yazarlarımızın en başta yaşantı eksikliğinden, yaşanmışlıklardaki derinleşememeden, düşünsel tembellikten,iyi okur olamamaktan,geçmişin birikimini sindirememekten,sığlaşmaktan, dille ilişkilerinin zayıf olmasından, kolaycılıktan, çağın kavramsal boşluğu ve loşluğundan kaynaklanan sorunları olduğunu ve bunun da santsal/edebi alana ciddi bir niteliksizleşme olarak yansıdığını düşünüyorum. ancak mevcut klanlaşma,akranlaşma,cemaatleşme,kayırma ve kollama kültürünün perdelediği bir mevcudu net görememe durumuyla karşı karşıyayız. afişe edilen, öne çıkarılan, çok satan, övgüler dizilen ürün ve sanatçılarla ilgili ciddi itirazlarım var. bu alanın bilinçli bir biçimde niteliksiz ürünlerle,buna dayalı algı oluşturmalarla boşaltıldığını,anlamsızlaştırıldığını düşünüyorum. neyse, bu konuyu ayrıca bir yazı konusu yapıp romanımıza dönelim: kitabın baş karakteri olan hacer'in oldukça acılı bir geçmişi vardır.çok küçük yaşta annesini kaybetmiş ve üvey babası tarafından taciz edilmiştir ve bu olaydan sonra ev sahipleri olan iki yaşlı tarafından yetiştirilmiştir. genç yaşta evlenmiş ve kocası tarafından elinde bebeğiyle ortada bırakılmıştır.kocası iş gerekçesiyle gittiği yerden bir daha dönmemiş ev yedi yıl boyunca arayıp sormamıştır. kendisi de geçimini sağlayabilmek için otellerdeki çamaşırları yıkamaktadır mahallenin zengini olan habip ağa'nın yeğeni ve serserinin teki olan topal duran'ın hacer'de gözü vardır ve onu hiç rahat bırakmaz. bir gün hacer'in kapısından içeri omuzundan yaralı, iri yarı bir adam girer. hacer adamın yarasını sarar ve evine alır. adam kanlılarından kaçtığını söyler halbuki kendi kasabasında muzaffer adındaki ağanın yaptığı pisliklere dayanamamış, onu öldürmüş ve çiftliğinin yakılmasında ön ayak olmuştur. hacer oğluna bu adamı babası olarak tanıtmış, mapustan kaçtığını uydurmuş ve evlerinde olduğunu kimseye söylememesini tembihlemiştir. zamanla bu iki genç birbirlerinden hoşlanmışlar ve beraber olmuşlardır. günlerden bir gün topal duran hacer'e asılır ve hacer şikayet etmek için jandarma karakoluna gittiği sırada habib'in resmini görür ve kanlıları diye bir olaydan dolayı kaçmadığını ve asıl gerçeği öğrenir ama onu ihbar etmez. içlerinde birbirlerine karşı gelişen şüphelere rağmen sevgileri baskın gelir ve kasabadan ayrılıp büyük şehre gitmek için planlar yaparlar. birkaç gün sonra jandarmanın eline muzaffer'i öldüren kaçağın kasabada saklandığına dair haber ulaşır. bu haber kasaba içine yayılır ve hacer'in kulağına kadar gelir.hemen eve dönecek ve bu haberi habib'e ulaştıracaktır ama daha önce akşam için eve ormandan çalı çırpı, yakacak toplaması gerekir.bu sırada topal duran haceri sıkıştırır. hacer ile boğuşmaları sırasında hacer, topal duran'ı karnı ve kasığından bıçaklar. bu olay tüm kasabanın diline dolanır ve hacer bir anda kahraman olur. hacer sorgulanmak üzere şehre götürülür.bu sırada tüm evler aranmış, bir tek hacer'in evi kalmıştır. kaçak, tavan arasına saklanıyordur.evi arayan jandarmalar zifiri karanlık yüzünden adamı gözlerinden kaçırırlar. hacer'in suçsuzluğu da kanıtlanmış ve serbest bırakılmıştır. başka şehre gitmek için evi satarlar ama hacer'in oğlu hüseyin kaçağın evlerinde olduğunu baş düşmanı şerife'ye istemeden söylemiştir. şerife hemen jandarmaya ihbar eder ama habip artık kaçmıştır. roman bir umutla bitmiştir. sonuç: orhan kemal gibi bir ustayı okumak, okuyucusu için bir ayrıcalık olmalıdır....mutlaka okuyun....
KaçakOrhan Kemal · Altın Kitaplar · 1970817 okunma
·
74 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.