Puan vermedi·255 syf.····Okunma: 30 Nisan 2019 07:59 GECE KELEBEĞİ - Haydar Karataş
Kitabı tanıtmak için kalemi elime aldım, nasıl başlasam yazıya diye düşündükçe, içim, tıpkı her bir satırı okurken hissettiğim gibi acıya kesti. Sina Akyol "Edebi anlatımıyla baştan başa bir çığlık." yorumunu yapmış eser için.O kadar doğru bir tespitte bulunmuş ki... Kitabın konusu yanında yazarın dili kullanma becerisi, canlı anlatımı, tabiatı, insanları anlatırken ki kullandığı dil bana Yaşar Kemal'i hatırlattı.
Bir çocuğun gözüyle 1938-1939 Dersim'inde yaşananlar anlatılıyor. Çocuk neyin, neden olduğunu sorgulamadan yaşanan acıları, çekilen yoksulluğu , yitip gidenleri görüyor. Eseri politik çizginin dışına taşıyan da işte tam da bu.
Çocuk anlatıcı Gülüzar'ın annesi Fecire Hatun'dan dinlediği masallar da esere folklorik unsurlar katıyor.
Fecire Hatun, Perhan, Kolsuz Musa, Hece... o kadar canlı anlatılıyor ki anlatıcı Gülüzar'a dönüşüp onun gözüyle her bir drama tanık oluyoruz okur olarak. Hele Sıncık Dağı'nda Fecire Hatun' un taşlara yüz sürerek yalvarma sahnesi romanın sonunda Gülüzar'ın çocuk hafızasından sıyrılarak şöyle dile gelir "Kim demişti taşların konuşmadığını, kırlangıç kuşlarının yol gözetmediğini, kim demişti?"
Çok fazla anlatıp büyüyü bozmak istemiyorum. Belki merak edeniniz olur...