Puan vermedi·328 syf.····Okunma: 10 Nisan 2020 15:32 “Bazen en çok neyi özlediğimi kestiremiyordum. Kaybettiklerimi mi yoksa hiç sahip olamadıklarımı mı ?”
Merhaba sevgili kitap dostlarım Bugün sizlere çok merak ederek başladığım ve sizin de çok merak ettiğinizi bildiğim bir kitabın yorumu ile geldim: yabancıyayınları ndan Sadie. Gerek tasarımı gerekse yanında gelen kitap çantası harikaydı. Ben de bu duruma kayıtsız kalamadım ve kitabı hemencecik okudum. Önce konusundan bahsedeyim size biraz: Sadie’nin kolay bir yaşamı olmamıştı. Her şeyden uzak küçük bir kasabada kendi başının çaresine bakmaya çalışmış, bir yandan da kız kardeşi Mattie’yi büyütmüştü. Ama Mattie bir meyve bahçesinde ölü bulunduğunda, dünyası paramparça oldu. Üstünkörü bir polis soruşturmasının ardından kardeşinin dosyası çözümsüz kalınca, Sadie geçmişinin en karanlık zamanlarından tanıdığı katili bulmak ve adaleti sağlamak için elinde çok az bilgi olmasına rağmen yollara düştü. Amerika’daki küçük, unutulmaya yüz tutmuş kasabalar üzerine bir program hazırlayan radyocu West McCray, aylar önce hikâyesine kulak misafiri olduğu Sadie’nin büyük annesinden bir telefon aldığında, kendini büyük çaplı bir araştırmanın içinde buldu. “Kızlar” adını verdiği podcastte hem korkunç sırların perdesini aralayacak hem de cevap vermek istemediği sorularla yüzleşmek zorunda kalacaktı.
Kitap hem Sadie’nin yaşadıklarını anlarken eş zamanlı olarak da radyo programından kesitler vererek ilerliyor. Bu anlamda çok orjinal bir tasarımı var. Ülkemizde de ne yazık ki önemli bir konu olan çocuk istismarı kitabın temelini oluşturuyor. Sadie’nin kararlılığı ve umutsuzluğu kitaptan dışarı akıyor ve Sadie sizin bir arkadaşınız oluyor. Okurken bitsin istemedim kesinlikle ve özellikle sonu kalbimi çok kırdı, gözyaşlarıma hakim olamadım. Kısacası hepinize tavsiye ediyorum bu kitabı, mutlaka inceleyin. Mutlu ve sağlıklı akşamlar