Savaşta görevli olan Öğretmen Nihat, cephede vatanı, milleti uğruna savaşıp gazi olan ve İstanbul’a döndükten sonra kendisini çok büyük hayal kırıklığı içinde bulan bir karakter olarak karşımıza çıkartmış Safa. Bunca zaman savunup müdafa ettiği vatanı ve milleti onu yüzüstü bırakıyor ve bu Nihat’ta bazı şeyleri değiştiriyor. Sorgulattırıyor.
Nihat aslında o dönem savaşa gidip dönen gazilerin genel durumunu yansıtıyor. Birçoğu döndüğünde o kadar çaresiz ve sefil bir hale geliyorlar ki, açlık, iş bulamama, barınamama gibi birçok sorunla savaşmaya devam ediyorlar. Savaşta kalma düşüncesi bile onlara dönmüş olmaktan daha cazip görünmeye başlıyor. Kaldı ki savunup korudukları halkın tavırlarıyla arkadaşlarının ölümünün gerçekten gerekli olup olmadığına bile kıyaslama yapıyor. Düşünün ki bir asker koruduğu vatanın halkı karşısında çaresiz kalmış ve canı pahasına korumasına rağmen yüzüstü bırakılmış, Nihat’ta kendini bu koca ülkede böyle eksik hissediyor. Ta ki aşkı bulana kadar.
Bu sorunlarla baş ederken Nihat’ı hayata bağlayan şeylerden birisi Muazzez oluyor.
Günümüzdeki ve tarihteki savaşlara göz attığımızda gerçekten onca insanın ölümünü hak edecek şekilde hayatlarımıza devam edip etmediğimizi sorgulatan bir eser oldu bu kitap benim için. Onların uykusuz kaldığı, yemek dahi yiyemedikleri, yaşadıkları barındıkları ortamları bilmeden at gözlüğümüzle delicesine sosyalleşme ve modayı takip edip, bilinçsizce davranarak hayatlarımıza devam ederken ne kadar hak ettiğimizi sorgulattı. Gerçekten onların hakkını ödeyemeyiz.
Çok güzel bir eserdi okurken kazanımlar elde edebileceğinizi düşünüyorum.