Ben bu kitaptan önce Beyaz Diş'i okumuştum ve onu da gerçekten sevmiştim. Beni içine alan bir kitap olmuştu. Vahşetin Çağrısı aynı şekilde hoşuma gitti ve beni alıp götürdü. Bence son derece güzel ve akıcı bir kitaptı.
Kitap hakkında genel yorumlara baktığımda Beyaz Diş ile çok benzer olduğunu ve neredeyse aralarında bir fark olmadığı eleştirisini gördüm. Bu yorumlara haksız yahut yanlış diyemem aksine doğru ama bu durum beni hiç rahatsız etmedi, hatta hoşuma bile gitti. Çünkü iki kitaba baktığım zaman sanki birbirini tamamlıyor gibi. Birinin başı, diğerinin sonu. Şöyle ki; Beyaz Diş'te vahşi doğadan gelen hayvanımız evcilleşirken Vahşet'in Çağrısı'ndaki hayvanımız evcil bir canlıyken vahşi doğaya karışıyor. Bu durum nedense benim çok hoşuma gitti. Ayrıca kitaptaki köpeğimiz Buck'a o kadar ısındım ki bazı yerlede alıp bağrıma basasım geldi. Nedendir bilinmez biricik köpeğimizin en vahşi davranışları bile bana son derece sevimli, günümüz tabiriyle "ponçik" geldi.
Ben genel olarak Jack London'ın kalemini seviyorum. Kitapları sizi sıkmıyor (Yıldız Gezgini'ni bu yorumdan ayrı tutuyorum.) ve keyif veriyor. Bu kitabı bir arkadaşınla birlikte okuduk. Ben kitabı çok sevdim dediğimde, "Nesini bu kadar sevdin? Normal bir güzellikteydi," yorumunda bulundu. Yani siz ne olur ne olmaz kitap için beklentilerinizi çok da yüksek tutmayın ki hayal kırıklığı yaşamayasınız.
Keyifli okumalar!