!! spoiler-spoiler-spoiler!!
Kitabı okuduğum süreçte oblomovluk beni esir aldı. Okuma süreci çok uzun sürdü. Sanırım çoğu kişi bu durumu yaşıyor. Kitap bitene kadar da oblomov'a hak vermekten kendimi alamadım. Kimisinin 'yeter artık!' dön hayata, bir tepki ver oblomov dedikleri yerler olmuş. Bu düşünce bende hiç oluşmadı.
Yazarın, taraflı bakışı beni rahatsız etti. Sürekli çalışmayı kutsallaştırıyor, yalnız bununla kalmayıp yaşamanın 'hareket' ten ibaret olduğu düşüncesini söyleyip durmuş. Neden oblomov'a saygı duymamış ki... Oblomov yaşamak istediği gibi yaşadı ve öldü. Hayatına sürekli bir mana arayışı içinde olmadı. Bocalamadı. Hiçbir şeye inanmadı.
Kitapta en çok ilgimi çeken bölüm; oblomov'un olga'ya yazdığı mektuptu. Mektubun serüveninde yazar bizleri ters köşe yapmaktan bıkmıyor. Mektubu ilk okuduğumuz zaman oblomov'a büyük bir hayranlık duyup, onun saf iyi niyetine inanıyoruz. Bu kadar büyük bir sevgiye rağmen olga'yı bir yanılsamanın içinde olduğuna dair uyarmak... Fakat olga'nın oblomov'a cevapları tokat gibi geliyor insanın yüzüne. Tamam diyoruz, oblomov da olan şey iyiliğin narsizme dönüşmüş hali. Bu durum kitabın sonunda ştolz'un mektubu tekrar incelemesi ile değişerek oblomov'a yine saygı duyuyoruz.