Gönderi

Puan vermedi·376 syf.··
2020 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2020 15:25
Tarihi romanlara hep bir ders kitabı gözüyle baktığım için okuması da bana zevk vermiyordu.Sanki okulda hocam tarih dersi anlatıyor havasına giriyor ve aslında bir nevi belki gerçeklerden kaçma içgüdüm harekete geçiyordu.Ta ki bu muhteşem eser Osmancık ile karşılaşıncaya dek.Manevi açıdan bende farklı bir yeri olan bu eseri önyargısız bir şekilde okumalıyım dedim ve sürükleyiciliği, olayların akışı ve aslında geçmişimizin Osmanlı Devleti’nin kuruluşu,Osman Bey’in hayatı o kadar akıcı bir üslupla dile getirilmiş ki kütüphanemde 12 senedir bu eseri okumadan tuttuğum için çok utandım. Kitabı tür olarak tarihi, biyografik ve bildungs roman olarak değerlendirmemiz mümkündür. Bildungs roman kavramını bilmeyenler için de açıklamak isterim. Bu roman türünde romanın başında pek çok özelliği hala “çocuksu” olan bir karakter, hikaye bitişinde artık toplumdan bir birey olmuş, hem fikir olarak hem fiziki olarak olgunlaşmış bir birey haline gelmiştir. “Osmancık” denilmesinin de sebebi budur aslında. Osmanlı Devleti’nin kurucusu, Ertuğrul Gazi’nin Osmancık’ı; Kayı boyuna lider olması, Şeyh Edebali’nin öğütlerini alması ve yaşadıklarıyla büyümüş, sorumluluklarının farkında olmuş, gururunu, asiliğini,sabırsızlığını bir tarafa bırakarak artık “Osman Bey” olmuştur. Kitap asıl olarak Osman Bey’i konu almasına karşın Ertuğrul Gazi’nin son dönemleri ve Osman Bey’in oğlu Orhan Bey’in de gençliğine kadar anlatmaktadır.Şeyh Edebali Osmancık için çok önemli bir dönüm noktasıdır; verdiği öğütler tüm devlet adamlarına ders olarak verilmelidir. Açgözlülüğün, hırsın, doyumsuzluğun egemen olduğu bu dünyada gerektiği zaman ve gereken kadarıyla savaşma ve gücünü gösterme ,sakin ve sabırlı kalarak, intikamla ve şeytani duygularla, sadist bir zihniyetle hareket etmeme düşüncesi tüm devlet yöneticilerine empoze edilmelidir. Osman Bey’in katıldığı her savaşta en önde yer alarak kendini feda eden bir kahraman oluşu,çoğu yakınını bu savaşlarda kaybetmesine rağmen ümidini yitirmemesi ve Kayı Boyu için verdiği mücadele ayrıca dikkatimi çeken ve çok gururlandığım, liderlik vasıflarını haiz olmasının göstergeleridir .Bir Türk olarak devletimizin başlangıcının böyle kahramanlar tarafından inşa edilmiş olması ayrıca göğsümüzü kabartacak bir onur meselesidir. Romanda okurken beni çok duygulandıran diğer bir husus da tüm erkek karakterlerin eşlerine verdiği değerdi.Ataerkil bir toplum olmanın sonucu olarak hep erkeklerin baskın olduğu ve kadınları ikinci plana attığı vurgulanır ancak romandaki tüm erkek karakterler eşlerine o kadar güzel davranıyor ve el üstünde tutuyorlardı ki bu husus da bir ders olarak tüm erkeklere okutulmalıdır.Gücünü eşinin üzerinde değil de savaşta kullanan, eşinin yanında tüm o savaştaki kartallığını bir kenara atıp serçeye dönüşen bu karakterlerin; kadının toplumumuzda ne denli önemli bir unsur olduğu mesajını ayrıca veriyor olması okuyucu olarak beni çok mutlu etti.Osman Bey’in Malhun Hatun’a “Zümrüdü Anka’m” diye hitap etmesinin naifliği ve keyfini yaşamak çok güzeldi. Son olarak kitabı okurken etkilendiğim diğer bir karakter Mihail Kosses’tir.Aslında düşündüğümde etkilendiğim şey soyumuzun asaletidir, Mihail o etkiye vesile olmuştur.Mihail Kosses Kayı Boyu’ndan olmayan,zengin bir Bizanslının oğludur.Ancak Osman Bey’in ona yaptığı iyilikler onu o kadar etkilemiştir ki Türklerin mertliğine ve birbirini koruyup kollamasına hayran kalacak ve Osman Bey’in aynı zamanda yakın bir dostu olacak ona “vefa” duyacaktır.Bu hayranlık onu o denli etkileyecek ki bir anda kendini Türklerden biri olarak bulacaktır. Diyeceğim o ki, okuyun, okuyun, okutun.Ne kadar anlatsam da yazar kadar güzel aktarmam mümkün değildir, gurur duymak için, nerden geldiğimizi öğrenmek için, bir nebze de olsa kendimizdeki eksiklikleri görmek ve olgunlaşabilmek için okuyun.
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
·
1 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.