Kesinlikle kolay okunan ve bir solukta biten bu romanda cumhuriyetin öncesine ve hemen sonrasına gidiyorsunuz. O dönemin atmosferini de gerçek karakterlerle yaşıyorsunuz. Bu arada Celile Hanım'la birlikte Nazım Hikmet'in hayatına ait gerçekleride daha yakından, annesinin gözünden görüyorsunuz ve bilmediğiniz bir çok gerçeği de öğreniyorsunuz. Bir romandan daha fazla ne istenir ki? Ama bana göre bu tarz romanlarda en önemli problem koca bir yaşamın 400 sayfaya zor sığması oluyor. Hele Nazım Hikmet gibi önemli bir şahsiyetin yaşamından ayrıntılar da buna eklenince sürekli bir koşuşturmanın içinde buluyorsunuz kendinizi. Bunun iyi tarafı ayrıntılarda boğulmuyorsunuz ve kitabı hızlıca, merakla bitiriyorsunuz. Ama bir yanda da edebi yönü biraz eksik kalıyor. Ama yazar akıcı üslubu ile bu açığıda elinden geldiğince kapatıyor. Sonuç olarak adına unutulmaz bir şiir yazılan bu muhteşem Osmanlı kadınının hayatını öğrenmek, o döneme tanıklık etmek ve Nazım Hikmet'in çektiği çilelerin bir kısmını görmek için okunulması gereken bir kitap.