Simyacı
Bu kitabı çocukluğumda çok sevdiğim o masal türünü okurken olduğu gibi keyif alarak okudum.Gerçekten yetişkinler için yazılmış bir masal gibi.
Yetişkinler için dedim. Çünkü çocukken büyükleri çok daha cesur buluyor ve onları hayallerine daha yakın görüyorken, büyüdüğümüzde aksine korkaklaşarak hayallerimizi bir kenara bırakıp onları çocukluk çağında ait ve ulaşılmaz kabul ediyoruz.
Kitaptaki kahramanımız Santiago hayallerinin peşinden giden gerçek bir maceracı.O bu yolda ilerlerken yüreğinin sesini dinliyor ve evrenle ilişkisini güçlü tutuyor.Elbette zayıf düştüğü zamanlar oluyor ancak idealleri için savaş veren herkes gibi o da devam edecek gücü yine evrenden alarak yoluna devam ediyor.
Nasihatlerin ve işaretlerin izinden giden
Santiago için hazineyi bulması bizler için elbette semboliktir. Çünkü gerçekte olan şudur ki o kendini gerçekleştirebildi.Evren ise bunu yaparken ona başlangıçta "acemi talihi" denilen olumlu başlangıçlar sunarak cesaret verdi.Bundan sonra ise onu birçok kez hırpaladı çünkü gerçekten istediğini ve inatçı olduğunu görmek istedi.Bazen ise en umutsuz anında ona işaretler (Biz buna gerçekler aleminde fırsat diyoruz.) göndererek yeniden ayağa kaldırdı.Tabii bu işaretleri görmesini sağlayan evrenin iletilerine kulağını, gözünü ve gönlünü kapamamasıdır.
Felsefi birçok öğretiyi barındıran bu kitapta kendi gerçekliğini arayan kişiler için güzel yönlendirmeler bulunuyor.Her şeyin özünün evreni(Yaradan) anlamak olduğunu ve evrenin bizden yana olduğunu, bu süreçte yaşanan olumsuzlukların hayatın bir parçası olduğunu ayrıca kendini gerçekleştirmek isteyen biri için olumsuzlukların bir sonraki aşamaya ilerlemek için gerekli olduğunu anlatmaya çalışıyor.