Aslında bakarsanız zorla iyi oldurulmaya çalışılmaktan ziyade, içgüdü ve yaratılışta bahşedilmis olan şeylerin (kin, nefret, siddet, haz, tutku vs.) bizi insan yapan olgular olduğunu ve bunlarsız 'patates'e döneceğimiz düşüncesini aktardığını düşünüyorum.
Tabi ki de gidin adam dövün demiyor fakat tüm bunların yine insan kaynaklı diğer duygular gibi olduğunu vurguluyor.
Üstelik duyguların köreltilmesiyle oluşabilecek bir birey-toplum anlayışı ihtimalinin vasatlığına dikkat çektiğini düşünüyorum.
Fıtrat gereği iyi ve güzelin bulunduğu her yerde kötülük ve pislik de mutlaka vardır diye düşünüyorum. Çünkü 'iyi' ve 'kötü' etiketleri birbirini tamamlayan olgulardır.
Bir seyin iyi olabilmesi için kötünün varlığı şarttır. Kendimi ifade edebildim mi bilmiyorum fakat umarım anlaşılmışımdır.
Yanisi; okuyun. Yeni bir bakış açısı kazandırmaya cok müsait bir eser. Ben bunları anladım umarım siz daha da güzel çıkarımlar elde edersiniz...
Şimdiden iyi okumalar.