ÜSLUPSUZ BİR ROMAN; KIRMIZI SAÇLI KADIN
Kırmızı Saçlı Kadın, uzun süredir listede okunmayı bekleyen bir Orhan Pamuk kitabıydı. Orhan Pamuk, öncesinde okuduğum Kafamda Bir Tuhaflık ve Masumiyet Müzesi kitapları ile beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Kendisi Nobel Ödülü dahil birçok ödüle layık görülen önemli bir yazar ve bu da benim gibi, okuyuculara büyük beklentiler yüklüyor. Beklentilerimin üslûp ve içerik olarak altında kaldığı bu iki romanından sonra Kırmızı Saçlı Kadın ile en azından içerikte beni heyecanlandırdı diyebilirim. Fakat söylemeden geçemeyeceğim Orhan Pamuk’tan okuduğum pütürlü üslûp beni oldukça rahatsız ediyor.
Kitap iki önemli hikaye temele alınarak yazılmış; Sofokles’in Kral Oidipus‘u ve Firdevsi’nin Şehname‘si... Doğu/Batı sentezi ile bu hikayelerin ana temasını 80li yıllarda başlayan bir olay akışı ile günümüze taşımak güzel bir fikir olsa da bu hikayeleri okuyuculara aktarma ve kitaba yedirme konusunda başarılı olunduğunu söyleyemem.
Bu içerik, böyle bir üslup ve sığ aktarım ile ziyan edilmiş diye düşündüğüm çok nokta olsa da hızlı okunabilen bir kitap olması da üst düzey edebi haz aramayan okuyucular için iyi bir seçim olabilir. Ama yine de farklı bir yazardan bu hikayeyi okusaydık neler olurdu? Bunu da oldukça merak ediyorum...