·331 syf.····Okunma: 30 Nisan 2020 19:10 Kitabı okurken karanlık kaotik bir hikayenin içine giriyor insan. Her şey bir trafik levhasının ışıklarının yeşile geçmesi halinde hareket etmeyen öndeki araca sinirle korna çalan şoförlerden farklı düşünen biri arabasından inerek öndeki araca gider ve neden hareket etmediğini sorar. Gelen cevap aynı şu şekildedir. "Kör oldum". Yardıma gelen kaç kişi arasından bir kişi onu evine kadar götürür. Bu kişi aynı zaman da bir hırsızdır. Körün arabasını çalar. Kör adam ve eşi soluğu hastanede alırlar, göz doktorununa gelmişlerdir. Yapılan testlerde herhangi bir bulguya rastlanmaz adam evine gönderilir. Doktor dahil bu klinikte bulunan kişiler "beyaz körlük" salgının yakalanırlar. Tabi arabayı çalan hırsız da yakalanır. Bu kişiler devlet tarafından bir akıl hastanesinde toplanır ve çok katı kurallar konulur. Körlük ten etkilenmeyen doktorun karısı körüm diyerek eşiyle beraber gider. Dışarı çıkmak isteyen kişilere mermi yağdırılır. Yemekleri bile koğuşun dışında kalır ve körler gidip alır. Körler günler gittikçe artar akıl hastanesinde ve bu da kargaşalığa ve çatışmaya döner. Doktorun karısı elinden geldiğince herkese yardım etmeye çaba sarfeder. Hastaneye gelen yemekler bir grup kör tarafından el konularak kadınları bir cinsel obje olarak kullanırlar. Çaresiz aç kalan körler kadınları onlara gönderir. Doktorun karısı buna hazmetmeyerek baştaki kişiyi öldürür. Bu kargaşada dışarıya çıkan körler her tarafa dağılır çünkü herkes kör olmuştur. Askerler yerlerinde yoktur. Ahlaki çökkünlük serbest cinayet tecavüz neredeyse serbest hale gelmiştir. Felaket herkesin başına gelse bile bazı insanlar diğerlerinden daha kötü koşullarda yaşar. Yazarın nokta ve virgül dışında noktalama işareti kullanmaması da okunurda farklı bir izlenim bırakıyor. Tabiki bu salgında bir yerde bitiyor ve insanlar görme yetisine tekrardan kavuştukları için yeniden doğmuş gibi hissederler.