Milena'ya Mektuplar
9/10
·400 syf.··
2020 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2020 09:25
Bir aşktan daha fazlası bence Milena'ya Mektuplar. Çünkü kitabı okuduğunuzda aslında durumun basit bir aşk hikayesi olmadığını anlayacaksınız. Dönemin tüm ağır koşullarının yanı sıra iki kişi arasındaki aşkla beraber edebiyata ilişkin paylaşımları, dönemin sosyal yapısı, o dönem yazarlarla ilişkileri, fikir alışverişlerine tanık olabilirsiniz. Kitabı okurken tek taraftan yazılmış mektupları okumak sıkıcı gelebilir diyebilirsiniz. Ama gerçekten okudukça olaylara ve sürece hakim oluyorsunuz. Kafka'nın eserlerinde olan o ruhsal çöküntü durumunun mektuplarında da hissediyorsunuz. Kitabı okuyacaksanız sonlara doğru hikayenin karşı tarafındaki Milena'nın da mektuplarına denk geleceksiniz ( Bu mektuplar Kafka'ya yazılmamış ancak onunla ilgili). Daha fazla ayrıntıya girmeden çevirinin de iyi olduğunu ve akıcı bir kitap olduğunu söyleyeyim. Şimdi, kitabı okuyanlar için bir değerlendirme yapayım kendimce. ‌Öncelikle ilk başta biraz kopuk başladım. Çünkü sonuç olarak tek taraftan yazılmış mektuplar. Yani karşı tarafın düşüncelerini ancak satır aralarında bulabiliyorsunuz. Milena'nın düşüncelerini hep merak ediyorsunuz. Ama gerçekten mektuplar o kadar ayrıntı barındırıyor ki kendi içinde. Olayın içinde kalıyorsunuz. Kafka'nın ruhsal durumunun iyi olmadığını, aslında çok fazla korku taşıdığını hissediyorsunuz. Bu ruhsal durumunun ilerde daha çok kötüleşmesi de üzüyor tabi ki insanı. Dönemin aslında Birinci Dünya Savaşı'nın iki yıl sonrasına denk gelmesi bunda etken midir bilmiyorum. Ama gerçekten sizi böyle karamsar bir ruh hali alıyor. Bu karamsar ruh halinin dağıldığı ve neşeli olduğum zamanlar da oldu. İkisi arasındaki bu sanata dair konuşmalar yabancı gelse de alışıyorsunuz. İlk başta yasak aşk benzeri bir durumla karşılaşma hissi daha sonra kendisini aslında aşkın üstünde başka bir durumun olduğuna şahit oluyorsunuz. Evet Milena evli, Kafka'nın da bir ilişkisi var. Ama bu durum ne kadar aldatma sayılır bilmiyorum. Açıkçası ilgilenmedim de bir süre sonra. Bu durum hakkında bir çok kez mektuplara denk geleceksiniz tabi. :) Benim için bir diğer nokta şuydu: Özellikle sonlara doğru Yahudi karşıtlığının bu kadar dile getirilmesi. 1920'lerde aslında daha sonra yaşanacak soykırımın sanki bir nevi altyapısının oluşturulduğunu hissettim ( Kafka'nın kız kardeşlerinin Nazi kamplarında öldüğü gerçeğini öğrendikten sonra daha çarpıcı oldu bu durum). Mektuplarda sonlara doğru sıkça bahsediliyor bu durumdan. Öte yandan o dönem yazarlarıyla yakın ilişki içinde olması güzel bir ayrıntı. Hastalığının ilerlediği kısımlarda ruhsal olarak daha büyük bir çöküntü içine giriyor Kafka. Sürekli bir tedirginlik, korku ve telaş var. Bu gittikçe hissediliyor zaten. Öte yandan diğer bir durum ise Milena ile görüştükten sonra Kafka'nın sevinci mektuplarına yansıyor. Daha sonra garip alışkanlıkları olduğunu öğreniyorsunuz ( Örneğin dilenciye 2 kron verip sonra 1 kronu geri istemesi). Bir çok detay var tabi ki. Bir süre sonra mektupların arasındaki tarih mesafesi artıyor. Burda aslında Kafka'nın hastalığının ilerlediğini hissediyorsunuz. Kendisi de sürekli bu hastalıkla mücadele edeceği yerlerin pahalılığından şikayetçi. Sonlara doğru artık bir vazgeçiş durumu oluşuyor. Bir diğer ayrıntı da yaklaşık 2 yıla yakın mektup kesiliyor. Sonrasında yazılan mektupta siz diye hitap ediyor Kafka, Milena'ya. Bu durumu yaşamak çok zor. Sevdiğiniz insana sen dedikten sonra siz demek zor bir durum bence. En son 25 Aralık 1923'te yazılan bir kartla sona eriyor bu mektup alışverişi. Yukarda bahsettiğim Milena'nın mektupları ise Milena'nın Max'e yazdığı mektuplar. Gerçekten Milena'ya hayranlık duymamak imkansız. Milena'nın, Kafka'dan çok daha mantıklı düşünebilen, olayları geniş bir yelpazede değerlendiren ve gerçekten mücadeleci bir kadın olduğunu görüyorsunuz. Bu mektupları görmek çok mutlu etti beni. Çünkü Kafka'nın mektuplarını okurken gerçekten Milena'ya ait sözler görmek beni mutlu ediyordu. Milena'nın çok daha zor şartlar altında yaşadığını zaten Kafka'nın ona para yollamasından anlamıştım. ‌Sonuç olarak benim için Milena'ya Mektuplar, bir aşk hikayesinden çok bir mücadeleden bahsediyor. Mektuplar çoğunlukla 6 aylık süreci kapsıyor Nisan 1920-Kasım 1920 arası).Ve biz sadece bu 6 ayda yaşananlara tanık oluyoruz. 1920 yılından sonra çok az mektup alışverişi oluyor. Bu konuyla ilgili çok önemli ayrıntıları satır aralarında görüyoruz. Not: Max Brod, Franz Kafka'nın eserlerinin günümüze ulaşmasında büyük bir katkısı olmuş yazardır. Mektuplarda önemli biri olduğunu anlıyorsunuz zaten.
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Panama Yayıncılık · 201465,9bin okunma
··
9 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.