Puan vermedi·424 syf.····Okunma: 15 Nisan 2020 14:10 Uşaklıgil ve devrinin diğer sanatçıları sosyal ve siyasi meselelere dokunamamışlardır. Bunun nedeni yaşadıkları dönemdeki baskılardır. Bu baskılarında etkisiyle onlar insan zihnine yönelmeyi tercih etmişlerdir. Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu’da hayal kırıkları yaşayan insanların ruh tahlilleri başarılı bir şekilde yapılmıştır. Aşk-ı Memnu romanına bakacak olursak bu romanda benim gördüğüm en canlı taraf yaratılan karakterlerin yanı sıra Uşaklıgil’in bu karakterleri bize tarafsız bir şekilde ve tüm yönleriyle vermesi oldu. Adnan Bey eşi ölmüş, 2 çocuk sahibi, zengin orta yaşlı bir adamdır. Batılı tarzda döşenmiş , içerisinde bir mürebbiye ve hizmetçileri olan bir yalıya sahiptir. Adnan Bey, kendinden yaşça küçük olan Bihter ile evlenmek ister. Bihter, Firdevs Hanım’ın kızıdır. Bu aile Melih Bey Takımı olarak anılır. Ailenin diğer üyesi Bihter’in kız kardeşi Peyker ve eşi Nihad Bey‘dir. Romanda bize bu aileyle ilgili yeterince bilgi verilmiştir. Bilmemiz gereken önemli noktalara değinelim. Bunların ilki romanda da sürekli tekrarlanacak olan mesele Bihter’in annesi gibi olmaktan korkmasıdır. Bir diğeri bu iki kızın ve annelerinin arasında bitmek tükenmek bilmeyen bir savaş olmasıdır. Bihter’in annesi yaşını almış fakat yaşından hiç memnun olmayan, sürekli genç gibi hisseden, öyle giyinen ve davranan, hafif meşrep bir kadındır. Bihter fiziksel olarak annesine, Peyker ise babasına benzemektedir. Bihter annesine benzemekten o kadar rahatsızdır ki bu yüzden Peyker’i kıskanır hatta babasına benzemek için daha az güzel olmayı bile istemiştir. Bihter yalnızca fiziksel olarak değil kişisel özellikleriyle de annesine benzemek istemez onun gibi olmaktan hep korkar. Adnan Bey’in evlilik isteği herkesçe garipsenmiştir çünkü Bihter ile aralarında epey yaş farkı vardır. Fakat Adnan Bey evlilik isteğinin Bihter tarafından reddedilme ihtimalini hiç hesaba katmaz. Bunu da Adnan Bey’in zengin olmasına bağlarız. Para burada ciddi bir güç unsurudur. Adnan Bey’in tek düşündüğü nokta kızı Nihal’dir. Nihal babasını oldukça kıskanan ve sahiplenen hatta babasının yanı sıra sahip olduğunu düşündüğü her şeyi kıskanan asla paylaşmaya yanaşmayan bir kızdır. Fakat buna rağmen bu evlilik gerçekleşir. Bihter artık Adnan Bey’in eşidir ve yalıya yerleşir. Nihal hiçbir zaman Bihter’ e tam anlamıyla yanaşmayı tercih etmez. Yalıda birde Adnan Bey’in yeğeni olan Behlül vardır. Behlül çapkın, kadın düşkünü bir karakterdir. Bihter ile Behlül’ün ilişkilerinin başlaması Bihter’in elde ettiği zenginlikten sıkılması ve gerçekten birini sevmek istemesiyle başlar. Bu sevgi Behlül’e yönelir. Behlül de dünden razıdır. Aralarındaki ilişki bir süre devam eder. Behlül bir süre uçarı kaçarı Behlül olmadan dursa da yine eski haline döner. Bihter’in Behlül’ü ne yaparsa yapsın kabul etmeye razı olması Behlül tarafından basit bir hareket olarak görülür ve Bihter’den uzaklaşır. Nihal’e yönelir. Ahmet Cemil’in Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’yı sevmesiyle Behlül’ün Nihal’e karşı beslediği duygular benim için aynıdır. Ahmet Cemil de Behlül de bu kadınları her şeyin düzelmesine aracı olarak görürler. Hele ki Ahmet Cemil’de bu duyguyu daha fazla görürüz çünkü romanda Ahmet Cemil hayatını bu sevgiye bağlamıştır. Burada Nihal’in Behlül ile izdivacına bakışı “biriyle olacaksa bu neden yabancı bir kişi olsun“ düşüncesi çok dikkatimi çekti. Tüm bunların ardından Behlül ile Bihter’in ilişkileri herkes tarafından öğrenilir ve Bihter yaşamına son verir. Adnan Bey’de Nihal ile hayatına kaldığı yerden devam eder. Romanda Uşaklıgil’in bazı cümleleri çokça tekrarlaması romanı canlı tutmuştur. Mesela Bihter’in annesine benzememek istemesinin romanda bolca tekrarlandığını görürüz. Romanda aşk, hırs, kin gibi duyguları yoğun olarak görsek de roman anlatış tarzı olarak realist yazılmıştır. Burada da birbirine zıt iki ailenin zıtlıkları sosyal statü farklılıklarıdır. Uşaklıgil romanda zıtlıkları bolca kullanmıştır . Ayrıca olaylar devam ederken olayları kesip karakterler hakkında bilgi vermiştir. Aşk-ı Memnu için ben de hem Nihal’in hem Bihter’in romanı olduğunu düşünüyorum.
Halid Ziya Uşaklıgil’in dilinden de kısaca bahsedeyim. Uşaklıgil’in dili oldukça ağırdır. Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu’yu kendisi tekrar sadeleştirme yoluna gitmiştir.Uşaklıgil hem yarattığı karakterlerle hem kurduğu olay örgüleriyle hem karakterlerin iç dünyalarını realist bir şekilde vermesiyle edebiyatımızda unutulmaz bir yere sahip olmuştur. Edebiyatımızda ondan sonra yazan ve ondan etkilenmeyen yazar neredeyse yok gibidir.