·704 syf.····Okunma: 16 Aralık 2019 15:30 Okumadan önce önyargılıydım, ağır ilerleyecek bir kitap olduğunu sanıyordum fakat okumaya başlar başlamaz eserin karakterler ve olaylar bakımından merak uyandırması sebebiyle beklediğimden hızlı ilerledim. Kitabın ilk yarısı bence ikinci yarısına oranla daha akıcıydı, ikinci yarısında her karakter daha fazla söz sahibi olmaya ve detaylı anlatılmaya başlandı. Dileda Arslan'ın okuma gruplarından biri sayesinde okudum kitabı ve bunca zaman ertelediğime pişman oldum. Siz ertelemeyin.
Rusça orijinaliyle kıyaslayamam tabi ama Türkçe anlatım ve dilbilgisi olarak Mazlum Beyhan konforlu bir okuma sağlıyor, tavsiye ederim.
Bu arada karmaşık Rus isimleri ve birbirlerine taktıkları lakapları aklınızda tutmakta zorlanıyorsanız muhakkak okumaya başlarken yanınıza kağıt kalem alıp kim kimdir diye not tutmanızı tavsiye ederim.
-spoiler-
İlk etkilendiğim sahne rüyasında babasıyla birlikte tanık olduğu atın öldürülme sahnesiydi. Yaşlı,işe yaramaz,kendinden bekleneni yerine getiremediği kabul edilen at vahşice öldürülürken kahramanımız onu korumak için hamleler yapıp babasından yardım isterken yine yaşlı ve işe yaramaz gördüğü rehinci kadını öldürmekten geri durmadı. Rüyasında babasının olaya müdahale etmemesi ya da gerçek hayatta babasını kaybetmiş olması bu olayda ne kadar etken oldu bunu merak ettim. (okuma grubundaki konuşmalarda Freud'un psikanalizinde bu kitabın da etkisi olduğu konuşuldu.)
Başlarda akıl sağlığı yitirilerek mi suç işlenir yoksa suç işlediği için mi akıl sağlığı yitirilir gibi bir düşünce geçiyordu aklından ben, kendisinin hayat kalitesi düştüğü için bozulan psikolojiyse suça meyil ettiğini aksi takdirde bu rehinci kadından haberdar olsa bile böyle bir işe girişmeyeceğini düşündüm. Akabinde yakalanma korkusuyla psikolojisi daha da kötüleşti bu sebeple sorgu memurunun taktiklerini çözmüş olmasına rağmen duygu durumunu kontrol edemeyerek kendini eleveren davranışlarda bulundu.
Sonya'ya atılan iftiradan sonra da artık çoktan taşmış olan bardağın sularında boğulan Katerina İvanovna'nın çocuklarının önünde kriz geçirerek kendini sokaklara atması, yoldan geçenlerin tepsizlikleri ya da alay eden tavırları bana gerçekçi geldi ve üzdü. Fakat Katerina İvanovna'nın ölümünü kendimce Sonya'yı bağımsız kılmak olarak yorumladım çünkü ailesine bu kadar bağlı biri onları bırakıp Raskolnikov'un peşinden gidemezdi.
Niye geldi niye öldü neyin peşindeydi diye bende hep merak uyandıran karakter de Svidrigaylov oldu :D
-spoiler-