Gönderi

Puan vermedi·208 syf.··
2020 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2020 05:12
Öncelikle belirtmem gerekir ki bu incelemedeki hedefim bir edebi eseri irdelemenin ötesinde ihtiyaç sahibi okurların (kendim de dahil) motivasyon eksikliğini bir nebze de olsa gidermektir. Dolayısıyla eserin vermek istediği mesajları, araştırdığım ve uygulamaya çalışınca da başarılı sonuç aldığım bilimsel araştırmalarla pekiştirerek yazarın da amacına hizmet etmiş olacağımı düşünüyorum. Tembellik, isteksizlik ve en önemlisi iradesizlikten kurtulmak isteyenlerin başucu kitabı olması gereken bu eserde Jules Payot ,dayandığı tecrübeler ve farklı kişilerin hayatlarından alıntılar yaparak gençleri tabiri caizse 'uyandırmak' istiyor. İnsan nasıl bir kolunu kaldırmak istediğinde kaldırabiliyorsa düşüncelerini de kaslarını hareket ettirdiği gibi yönetebilir. İşin püf noktası yani aslında başarmanın, çalışmanın asıl sırrı iradeyi eğitmekten geçiyor. İradeyi eğitmek nasıl mümkün olur peki? İki şeye bağlıdır; tefekkür ve eylem. Tefekkür yani derin düşünmek. Düşündüğümüz şey boş hayaller değil , insanın dış dünyadan gözlerini kendine çevirmesidir. Asıl görmekten kaçtığına bakması kendini gözlemlemesidir. Tembel insanların mutluluğu, üzüntüsü başkalarına bağlıyken, çalışkan insanlar mutluluğu kendinde bulanlardır. Tefekkür aşamasını geçtikten, kendimizde gördüğümüz eksiklikleri, hedeflediklerimizi tespit ettikten sonra ise diğer yapmamız gereken şey, çıkarımlarımızı harekete geçirmek yani eylemdir. Eylem bir defaya mahsus olan bir faaliyet değildir. Alışkanlık haline gelmediği sürece hiçbir anlam ifade etmez. Başarı her gün tekrarlanan küçük çabaların toplamıdır. İşte burda sebat etmek gündeme gelmektedir. Sebat da iradeyi doğrudan etkileyen ana unsurdur.İnsan karakterini değiştiremez, doğuştan gelir. Ancak karakterin şekillenmesine bu tür güzel alışkanlıklar yardımcı olabilir.O yüzden de kişi ‘ben tembelim, başaramam, iradesizim, sabırsızım.’ diyerek en baştan kaçma yolunu tercih etmemelidir.Günümüzde düşünürsek canımız isteyince telefonu elimize alırken nasıl iradeliysek, bir kitabı da pekala almak zor gelmemelidir.Aklımızı zorlamamız ve hatta zorlanmamız gerekiyor.Bu zorluk alışkanlık haline geldikten sonra vazgeçemeyeceğiniz kolaylığımız olacaktır. Yarın ne yapacağımıza önceki günden yapılacaklar listesi hazırlayarak yattığımızda vicdanımız ve aklımızın patron olduğu,düşüncelerimizin işçi olduğu bir güne uyanmak ve çalışmak zor gelmeyecektir.Kitapta öğrencinin fizyolojik ve hijyenik ortamının da başarıyı etkileyen unsurlar olduğundan bahsedilmiş,bu konuya da değinmek isterim.Uyanınca yatakta çok fazla kalmadan hızlı bir şekilde kalkmalı, kollarımızı yukarıdan bir şey alacak gibi kaldırmalı ve derin nefes almalıyız.Bu yöntem güne enerjik başlamamızı, bronşlarımıza kadar oksijenin gitmesini sağlayan ve zihni açan bir aktivitedir.İrademize sahip çıkma noktasında dikkat edeceğimiz kitapta düşman olarak nitelendirilen diğer unsurlardan biri de dost-arkadaşlardır.Tabiki bütün arkadaşlar değil,burda bahsedilen size olumsuz enerji veren,çözümden çok sorun getiren,başarınızı engellemek isteyen dost görünümlü düşmanlar kastedilmektedir.Hemen bu tür insanlardan uzak durulması gerekmektedir.Ancak tam tersine bilgileriyle, desteğiyle her daim yanınızda olan ve sizi motive eden insanlar bu başarıdaki temel etkenlerden biridir. İnsan unsuru o kadar önemlidir ki yazar, eserinde evlenirken bile sağduyulu, duyarlı , keskin algıları olan bir kadının erkek için çok faydalı olacağını belirtmiştir.(Eserde şu noktayı eleştirmeyi lüzum görüyorum, yazarın kitabı sadece erkekler için yazmış olduğu hissi beni rahatsız etti ki belirttiğim cümlesinde de başka alıntılarında da açıkça anlaşılıyor bu durum.)Bu yüzden genelleme yaparak hem kadın hem erkek için çevresinde, yakınında bu özelliklere sahip kişilerin varlığı, bireyin ufkunu açacağı için çok kıymetlidir. Verimli çalışmak üzerine çok araştırma yapıp yazılar okumuştum, kendimce de istediğimde uygulayabildiğim ve beni mutlu eden sonuçlarla karşılaştığım birkaç nacizane bilgi vermek isterim. Öncelikle öğrencinin yada çalışan bir kişinin muhakkak yapması gereken işleri, hedefleri vardır ancak konsantre konusunda sıkıntılar yaşanması mümkündür.Pomodoro adı verilen teknik sayesinde bu sorunun rahatlıkla halledildiğini bizatihi gözlemledim.Bu teknikte kısa süreli çalışma seanslarını kısa molalar takip ediyor.25 dakikalık bir çalışma seansınız oluyor ardından 5 dakika mola veriyorsunuz. Toplamda 30 dakika bir pomodoro ediyor, bu şekilde dört pomodoroya ulaştığınızda yani 2 saat sonunda 30 dakikalık bir molanız oluyor.Günlük olarak 8-16 pomodoro arası ideal kabul ediliyor bu süre uzun görünse de verilen molalar nedeniyle zihin çok yorulmuyor ve çalışma verimli hale geliyor.Verilen molada asla yapılan işle ilgili bir şey düşünülmemelidir. Yazarın da eserde vurguladığı ve araştırmalarımda da dikkat çekilen diğer bir konu,çalışma esnasında aynı anda birden fazla şeyle ilgilenmeyip sadece bir odak noktası belirlemektir.Diğer önemli bir teknik de öğreterek öğrenmedir.Sanki karşınızda biri varmış da ona anlatıyormuş gibi öğrenmek akılda kalmayı sağlayacak bir öğrenme tekniğidir. Başarıda bizi etkileyen fizyolojik unsurların başında uyku gelir.Çok yorgun olunmadan uykuya geçilmeye çalışılmamalıdır.Bilimsel araştırmalarda akşam 22.00-02.00 arası uyku %200 verimli olduğu ,gündüz de 10.00-13.00 arası uykunun %400 verimli olduğu saptanmıştır. Zihnin en açık olduğu saatlerin ise sabah 08.00-11.00 ile akşam 16.00-18.00 saatleri olduğu tespit edilmiştir. Haydi tüm bu bilgileri edindikten sonra yazarın dediği üzere “Bize eziyet eden işimizin önündeki engelleri cesurca temizleyelim!” İrade bizi zevk alacağımız ama çoğu zaman yararı olmayan işlere yönlendirmeyi sever, ama aklımızla o irademizi de hizaya getirmek bizim elimizdedir.Motive olmak isteyen,düşüncelerini harekete geçiremeyen,hedefleri hayallerinde kalan tüm insanların okuması gereken ,itme kuvvetine sahip olduğunu düşündüğüm çok güzel bir eser, tavsiye ederim.
İrade TerbiyesiJules Payot · Flipper Yayıncılık · 202038,4bin okunma
·
3 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.