Ne özet ne inceleme. Öylesine bir hatırlatıcı.
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2020 20:56
Kendime hatırlatıcı olması nedeniyle yazmamdam ötürü ufak da olsa spoiler içerecektir. Lütfen okumadan dikkate alınız.! İyi okumalar... Kitabın sunuş kısmında şöyle diyor, yazar Neil Gaiman: "Bu bir uyarı kitabıdır. Sahip olduğumuz şeylerin değerli olduğunu ve değer verdiğimiz şeylerin kıymetini bilmediğimizi hatırlatır." Aslında kitabın teması bunun üzerine kurulmuş ve güzel bir şekilde kurgulanmış. Yazarımız kitabını 1950'lerde imkanların kısıtlı olduğu dönemlerde kütüphanede daktilo kullanarak yazıyor ve kitaba yine Neil Gaiman deyişiyle "bu böyle sürerse.. Artık kimse kitap okumayacak" diyerek başlıyor kitabına. Bu sözü de kitabı okudukça, derinlerine indikçe o kadar iyi şekilde anlıyoruz ki biraz da 70 sene öncesinden bugünlerin geleceğini hissederek yazmış diyorsunuz. Kitabımız görevi bildiğimizin tam tersi bir itfaiye teşkilatı elemanı Guy Montag karakteri üzerinden şekilleniyor. Peki bildiğimizden farkı ne bu teşkilatın? İtfaiyecilerimiz yangın söndürmek yerine, su yerine kerosen sıkarak yakıyorlar! Evlerinde kitabı olduğuna dair kişilerin ihbarını alır almaz o eve giderek kitaplarla birlikte yakıyorlar. Çünkü kitap okumak, suç teşkil etmekte. Kitap okuyanların düşünmeye başlayacaklarını ve bu yüzden de mutsuz olacaklarını savunan hükümet kitap okunmasını kitap bulundurulmasını yasak etmiştir ve onlar da bununla savaşmaktadırlar. Okumalarını engellemekle birlikte TV diye adlandırabileceğimiz dev ekranlarla birlikte insanların uyuşmasına, duyarsızlaşmasına bu sayede yine mutsuz olmalarının önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Bunu da gayet güzel başardığını anlatımlardan anlayabiliyoruz öyle ki Guy Montag 10 yıl önce evlenmelerine rağmen eşine nerede, ne zaman, nasıl aşık olduğunu bile hatırlayamıyor. Bir gün ihbar üzerine gittikleri evde kitaplarla birlikte ev sahibesini de yakınca çok da fazla duyarsızlaşmamış olan -ki bunda kitabın başlangıcında muhabbet ettiği kız McClellan ve sonunda ona yardımı dokunacak Faber'in etkisi büyük- biz napıyoruz diye düşünmeye başlar ve o evden bir kitabı da yanında götürür. Sonradan anlıyoruz ki aşırdığı tek kitap -aslında itfaiyecilerin arada bir kitap almalarına geri götürüp yakmak suretiyle izin verilirmiş- o değildir. Kısa kesmek ve heyecanını kaçırmamak isterim; okumaya başlar ve olaylar gelişir. Bazı yardımlarla birlikte yakılan kitapları eski usül hafıza tekniği ile yeniden yaratmaya çalışma çabaları kitabın sonuna doğru verilir diyerek kitabın içeriğini tamamlayalım. Kitabın bana en çarpıcı gelen noktası ise 70 yıl önce yazılan kitabın ekranlardan -TV, telefon, tablet, bilgisayar vs.- son derece rahatsızlık verici şeyler olarak bahsetmesi ve bu yüzden de kitapların unutulacak olması fikrinden yola çıkması. Şöyle düşünelim elimizde telefon varken -ki bunu da bir telefondan yazıyorum evet- kitaba ayaıracağımız zamanı ona ayırıyoruz, neyse ki en azından okuyorum diyebilirim bu konuda fakat etrafımızda çocuklarımıza kitabı neden sevdiremiyoruz diye düşündük mü hiç? Neden çünkü çocuklarımızla birlikte kitap okumuyoruz, ekrana bakıyoruz. Evet Ray Bradburry ekranlar bizi düşünmekten alıkoyar, kitaplarsa düşünmeye sevkeder diyor. E bunu demek için yazar olmaya gerek yok diyenimiz çıkacaktır. Tamam ama daha ekranların bu kadar yaygın olmadığı 1950'lerde bunu diyen birini haklı çıkarmak da herhalde ilginç bir durum. Toparlamak gerekirse kitap okumaya vakit ayıralım, ekranların bize dayattığı düşünceleri değil de kendi düşüncelerimizi yaratalım değilse çocuklarımızı da geleceğimizi de yok edeceğiz bu gidişle. Gelin hep birlikte Ray Bradburry'nin yarattığı distopyanın gerçek olmasına izin vermeyelim. Dili sade, anlaşılır. Bazı kısımlarda diyaloglarda alt bilgiye sahip olmak gerekse de çevirmen notları çoğu yerde işinizi görüyor. Okunası bir kitap. İyi okumalar...
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
·
6 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.