Puan vermedi·136 syf.··
2020 11. kitabı
·
213 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 17:50
Öneri üzerine başladığım, hiç de pişman olmadığım bir kitap. Samimi üslubu ile yer yer gülümsedim. Kitaplara, okumaya ve okurlara dair kafalarımıza yerleşmiş dogmaları tatlı tatlı eleştiriyor Pennac. Hikayeden çok hikayeyi analiz etmekle meşgul olduğumuzu, okuma “gerekliliği”nin bizleri okuma “zevkinden” mahrum bıraktığını, okuma zevkini nasıl yeniden kazanıp/kazandırabileceğimizi anlatıyor. Bir zamanlar bir zevk, başka dünyalara açılan bir kapı olarak gördüğüm okuma eylemi; zamanla bir gereklilik, kültürlenmek için bir şart olarak önüme sürüldükçe omuzlarıma bir yük gibi binmişti. Okumaktan çok “okuduğumu anlama” kaygısıyla okur olmuştum. Yazarın, “Nasıl yani! Falanca yazarı hiç okumadın mı?” gibi eleştirilerle kendini bu dogmaya adamış nice üstün okurun(!) karşısında sırtımı dostça sıvazladığını hissetim. Ve aynı şekilde benim de kendime bu konuda özeleştiri yapmama vesile oldu. Kitabı okurken elimden kalem düşmedi, altı çizilesi epey satır vardı. Hem kendim için hem de ileride okuma zevkine ister istemez müdahale edeceğim çocuklar için çok güzel tüyolar, ve çevirenden mi yazardan mı kaynaklandığının ayrıdına varamadığım şeker gibi bir üslup... Kısa ve doyurucu bir kitaptı. Bu inceleme yazısı, incelediğim yazı ile çelişiyor belki de :) Okuyup susmalıydım. Kitabın “etrafında konuşmayı” ve ille de “yorumlamayı” çok iyi biliyoruz maalesef. Bir alıntıyla bitirelim. “Bir kitabın bizlere sunacağı şeyin ne olduğunu unutmuştuk. Mesela, bir romanın her şeyden önce bir öykü anlattığını unutmuştuk. Bir romanın bir roman gibi okunması gerektiğini, öncelikle öyküye susamışlığımızın giderilmesi gerektiğini bilmiyorduk.” Roman Gibi Daniel Pennac
Roman GibiDaniel Pennac · Metis Yayınları · 2021925 okunma
··
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.