KISA BİR ÖZET
Yaşama isteği, her canlının genetiğine kodlanmıştır. Beslenme ve savunma hayatta kalmanın iki önemli unsurudur. Vahşi doğada bulunan hayvanlar aleminde olduğu gibi insanlar aleminde de kıyasıya bir hayatta kalma yarışı vardır.
İlk çağlarda insanlar şimdikinden daha güçsüz ve diğer vahşi hayvanların avı pozisyonundaydı. Ulaşabildikleri yiyecekler yere yakın mesafelerden topladıkları bitki ve meyveleri. Bunun yanı sıra küçük ve yavaş olan hayvanları avlayarak hayatta kaldılar. Nüfus arttıkça besin ihtiyaçları çoğaldı ve yeni kaynak arayışına girdiler. Yaşadıkları bölgedeki gıdalar yetersiz kaldığında yeni topraklara göç ettiler.
Topluluklardaki insan nüfusu arttıkça bireyler arasındaki uyumu sağlayabilmek ve sistemli hareket edebilmek için bazı kurallara ihtiyaç duydular. Dinlerle ve kanunlarla toplumun düzenini sağlamayı, işbirliğini artırmayı amaçladılar.
Vahşi doğada av veya avcı olursun. Karşındaki türü avlayabilmen için yeni yollar bulman gerekir. İnsanın düşünebilme kabiliyeti zamanla diğer türlerden daha üstün olmasını sağladı.
İnsanlar avlanma ve savunma için organize olduklarında daha az tehdit ve daha çok yiyecek elde ettiler. Alet yapabilmeyi öğrendiğinde yavaş yavaş besin zincirinin en üstüne yerleşti. Artık diğer tüm hayvan türleri birer rakip değildi, kendi aralarında bir rekabete giriştiler.
Daha verimli topraklara sahip olabilmek, daha refah yaşayabilmek için topluluklar arasında çekişmeler, kavgalara, çatışmalara ve hatta savaşlara yol açtı. Sonu gelmeyen bir silahlanma yarışına girişildi. Karşıt gruba galip gelebilmek için yeni icatlar, yeni sistemler geliştirildi.
İnsan ilk çağlarda canlıların hayatta kalma yarışında rakiplerinden çok çok gerideyken, düşünebilme yetisinin sayesinde şimdilerde açık ara önde. Bunun yanı sıra sürekli gelişmekte ve geliştirmekte olan insan kendi türüne ve yaşadığı doğaya oldukça fazla zarar vermiş durumda...