Tembelliğin Felsefesi
4/10
·192 syf.··
2020 21. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 23:46
Çoğu zaman yürümek eyleminden söz etse de metafor olarak da kullanmış bazen. Yürümenin erdemli bi icraat olduğundan söz eden , konu dışına sıklıkla çıkan, kendiyle çelişen ve Hristiyanlıktan çokca söz eden bir kitap. Hacılar(hristiyan) için yazdığı bölüme gelince okuma isteği kalmadı zorla bitirdim kitabı. Çünkü yürümek söz ettiği hacılar için amaç değil araçtır. Söz ettiği çoğu kişi için dahil. Birkaç yazar, felsefeci, din adamı ve benzerlerinin kısa hayat hikayelerini anlatıp bir şekilde yürümeye bağlayıp devam edip duruyor. Kitapta asıl vermek istenilen mesaj; bedenin sürekli ve otomatik efor sayesinde zihnin insanın emrine amade olmasıdır. Bu kısımlarını sevip bişeyler almadım değil kitaptan ama gerisi tekrardan başka birşey değil. Ne sıra sıra ağaçlar, ne uykuya yatmış gibi sakin manzaralar ne de her yerde hayaleti andıran maviye çalan sabah sisiyle karşılaşırız. Günümüzde sabah hayaletleri vardır. Güneşten önce davranıp yürüyerek, hayır, koşarak hayatını idare ettirmek için işlerine yetişmeye çalışan uykusuz, robotlaşmış hayaletler vardır. Sabah sisi değil motor kusmuğunun güzelim koku ve manzarası vardır. Doğayı unutmamamız için, doğayı anımsatan beton blokları arasında kendi haline bırakılmış küçücük yeşillikler vardır. Değerini çok iyi bildiğimiz mangal parkları. Velhasıl günümüz için pek de geçerli değildir söz edilen ‘tembellik’. Siddhartha’nın işine yarar ancak. Kinik yaklaşım ve sürekli yürüyen felsefecilerden söz ettikten sonra birden ‘iyi olma halleri’den söz etmeye başlayıp ‘neşe’ hakkından bir iki sayfa yazdıktan sonra, ‘Yürürken sürekli duyulan gümbürtüdür’ diye bağlaması bende resmen birkaç yeni pencere açtı’’’ Beni çıldırtan bir alıntı ekliyorum şimdi. Paris’te bir parkta yüreyen kadınlar için ‘alıntıladığı’ yazı: Taze güzellikleryle genç kızlar, macera peşindeki evli kadınlar ya da teselli arayan dullar için birebirdir bu yer .Zira burnunun ucunda sürekli tek bir adamı-kocasını- görmek, sıkıntıdan patlatır bir kadını. (Sy148) Son olarak yazarın resmen ‘alıntılarla dolu’ kitabını eleştirdiği bir yazı bırakıyorum. Duvarların arasında hapsolmuş, sandalyelerine çakılıp kalmış yazarların kitapları hazmedilemeyecek kadar ağırdır. ‘Masada duran diğer kitapların derlemelerinden doğarlar. Bu kitaplar semiz kazlara benzer: alıntılarla beslenmiş, referanslarla doldurulmuş, dipnotlarla oldukları yere çokmışlardır. Gülle gibidirler, obezdirler ve güçlükle, yavaş yavaş okunurlar. Satırların başka satırlarla karşılaştırılması ve başkalarının zaten etraflıca anlattıkları hakkında yazanların söylediği şeylerin tekrar edilmesi ile ortaya çıkan, başka kitaplardan oluşan kitaplardır bunlar.’(sy 25) Benim düşündüklerim bunlar. Yanlış anlayıp, yanlış yorumladıysam düzeltmenizden memnuniyet duyarım. Teşekürler.
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
·
139 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.