Herkesin bir tutkusu vardır şu hayatta .Vazgeçemez insan tutkusundan ve bir zaman gelir esiri olur o tutkunun .Hemingway için yazmak bir tutkuydu belki de .Tıpkı kitaptaki yaşlı denizci gibi.Alabildiğine mavi,berrak ,can alıcı güzellikte bir deniz .Huzurun diğer adı.Yaşlı adamın kendini bulduğu kutsal mekan .Yüreğini konuşturduğu ,dilini susturduğu kutsal tapınağı.Her şeye ve herkese susarak cevap verdiği yer.Yıldızları ve güneşi yaşatmaktı amacı.Bunun için de balıkları öldürmesi gerekiyordu ve kendinden vazgeçti yaşlı denizci ama mücadelesi hep devam etti.Aslında hepimiz biraz o yaşlı denizci değil miyiz?Hayat bizim denizimiz ve biz de limanını bulmaya çalışan yaşlı denizcileriz .Düşeriz çoğu zaman hatta boğulduğumuz zamanlar da olur .Hayat suyu çekilmedikçe dehlizlerine mücadelemiz sonsuzdur. Düştüğümüz yerden ayağa kalkıp yolumuza devam ederiz .Hemiñgway da öyle değil miydi zaten .Mücadelesi ölmeyen adam. Kim yazabilir ki bir iddia uğruna ALTI kelimelik öykü.SATILIK BEBEK AYAKKABILARI ,HİÇ GİYİLMEMİŞ...(Maş)