Kitabı baya zaman önce almış çeşitli nedenlerden ötürü birazda beklentilerimin altında kalır korkusuyla bir türlü okuyamamış ve sürekli kaçmıştım.
Kitaplarımın arsında sürekli göz göze gelirken başlasam mı artık diyip geçen hafta tüm cesaretimi toplayıp başladım.
Öncelikle şayet sende benim gibiysen benim düştüğün bu ataletten bir an önce sıyrıl kendine bir iyilik yap ve biran önce başlamanı tavsiye ediyorum:)
Kimin sözü hatırlamıyorum ama bir yerde şöyle bir yazı okumuştum "okuduğun kitap seni derinden sarsmıyor kafana bir balyoz gibi inmiyorsa o kitabı boşuna okumuşsun"
Tam olarak bu kitabı bitirdiğimde öyle oldum size belki abartılı gelecek ama uzak bir yere gidip avazım çıktığı kadar bağırmak istedim.
Uzattım biliyorum ama uzak bir yere gidip avazım çıktığı kadar bağıramamanın sıkıntısı içinde buraya gelip günah keçisi misali içimdekileri dökmemi çok görmeyin.. mazur görün efenim
Eveet birazda kitaptan bahsedelim;
Kitap genel olarak Semerkant Ömer Hayyam ve eseri Rubaiyat etrafında dönüyor. Yazar kitabı dört bölüme ayırmış.İlk bölüm Ömer Hayyam’ın tarih sahnesine çıkışıyla başlıyor. Hasan Sabbah ile tanışması ve ünlü vezir Nizamülmülk ile dostluğuda bu bölümde anlatılıyor. İkinci bölümde ise Hasan Sabbah’ın Alamut Kalesi’ne olan yolculuğu ve haşşaşiyun tarikatının nasıl büyüdüğü, insanların gözünde nasıl korkutucu bir hale geldiği anlatılıyor. Son iki bölüm ise Rubaiyat’ın elden ele dolaşmasını ve yakın tarih İran’ın bağımsızlık mücadelesi Amerikalı gazeteci Benjamin’in gözünden anlatılıyor.
Son iki bölüm size akıcı gelebilir ama sıkılmadan devam edin kitap bittiğinde alacağınız hazzın çok farklı olabileceğinin teminatını verebilirim.
Aşka, tarihin detaylı bilgilerine, önemli isimlere, uzay bilimine ve ihtiraslı hayatlara yer veren önemli bir baş yapıt.
Bitirdiğimde içinde bulunduğum hissiyatla kitabın sonuna 3.richardın şu epigrafını eklemişim
'' Yeisle birleşeceğim ruhuma karşı
Ve düşmanı olacağım kendimin"