Popülaritesi son zamanda daha bir artan elden ele gezen bir Stefan Zweig eseri: Satranç, 2 hece, 7 harf. Milyonlarca farklı kombinasyon.
Öncelikle daha önce hiç Stefan Zweig okumadıysanız şunu söyleyeyim, yazar psikanalizde bir harika ve dolayısıyla bol bol betimleme + karakterle uzun tanışma fasıllarına hazır olun derim. Ben Zweig’ın 5-6 kitabını okudum ve okuduktan sonra git gide yazara olan ilgim arttı, sonrasında öğrendim ki Alman şair Kleist’in kendisi ile birlikte eşini de vurarak intiharından da etkilenerek Satrancı yazdıktan sonra zehir içmiş ve karısına “Yanıma gelmek arzusundaysan eğer bunu istediğin zaman yapabilirsin” demiş, eşi Lotte de Zweig ile birlikte zehri içmiş ve intihar etmişler. Garip olan şu ki, Zweig Hitler’e olan öfkesinden dolayı intihar etmiş, bundan 3 yıl sonra Nazilerin Rusya’ya yenilmesinin ardından Hitler de eşiyle birlikte intihar etmiş..
Kitapta belirgin şekilde üst sınıf - alt sınıf ayrımını hissettim. Hayatını satranç ile idame ettirip bu sayede her geçen gün ünü artan dipten gelmiş bir adamla, bir zamanlar memur olup sonrasında hapishaneye düşen ve orada bir memurun cebinden bir kitap çalarak o kitap sayesinde satrancı öğrenen bir adamın müsabakası. Çaldığında kitabın bir satranç kitabı olması ilk başta küfürler savurma sebebi de olsa, sonra o kadar kendini geliştiriyor ki, kendi zihninde kendisiyle satranç oynamaya başlıyor. Zweig okumaya kendisiyle başladığım Satranç, onun başyapıtlarından biri kitaplarında bir sıralama yapacak olursam 2. sırada yer alır. Çünkü ilki ‘Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’. -ona da geleceğiz -
Genel olarak kısa yazmış Zweig, her şey tadında kalmış, bir günde okuyup bitirebileceğiniz ancak çok zaman geçtikten sonra dahi hatırlayabileceğiniz tarzda yazmış, ki benim gibi unutkan bir insan bile hatırlayabiliyor
Özetle okuyun, pişman olmazsınız