Satranç

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·88 syf.·
2020 3. kitabı
Kitabımız kültürsüz, doğru düzgün yazı yazamayan ama aynı zamanda çok usta bir satranç oyuncusu olan Mirko Czentovic ile başlar. New York'tan gemiyle yapılan bir seferde rastlantı sonucu satranç şampiyonunun karşısına gizemli biri çıkar ve anlaşılmayacak derecede satrançta yedi sekiz hamle öncesini tahmin edip oyunu buna göre kurgulayabilmektedir. Kitabi okurken bu gizemli kahraman olan Dr. B'nin sebebi bilinmeyen satranç dehasının da nerden geldiğine şahit olacak ve yaşananları onunla beraber duyumsama şansına sahip olacaksınız.
SatrançStefan Zweig · Türk Edebiyat Vakfı Yayınları · 2017279,2bin okunma
Satranç
Puan vermedi·88 syf.··
2020 3. kitabı
Bir lisanslı satranç oyuncusu olarak kitabı çok beğendim.Hatta tek nefeste bitirdim kitabı.Kitap akıcıydı ve çok sürükleyiciydi. Not:Ben kitabı şuanki incelediğim yayınevinden başka bir yayınevinin kitabını aldım.Ve az olsa da yazım yanlışları vardı. Ona göre yayınevine dikkat edin. (Buradan sonrası spoiler içerir.) Dr B. nin hücredeki yaşam mücadelesine hayran kaldım.Ama sonunu pek fazla beğenmedim.Dr. B.'nin Czentovic' i mağlup ettikten sonra rövanş oyununu oynamamalıydı bence.Ve kitap bize çok güzel bir ders veriyor. Herhangi bir oyunu veya bir aktiviteyi takıntı haline getirmemeliyiz.Her şeyin fazlası zarardır... Bu arada satranç oynamak isteyen arkadaşlar için; Lichess:MelihBr
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türk Edebiyat Vakfı Yayınları · 2017279,2bin okunma
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
Popülaritesi son zamanda daha bir artan elden ele gezen bir Stefan Zweig eseri: Satranç, 2 hece, 7 harf. Milyonlarca farklı kombinasyon. Öncelikle daha önce hiç Stefan Zweig okumadıysanız şunu söyleyeyim, yazar psikanalizde bir harika ve dolayısıyla bol bol betimleme + karakterle uzun tanışma fasıllarına hazır olun derim. Ben Zweig’ın 5-6 kitabını okudum ve okuduktan sonra git gide yazara olan ilgim arttı, sonrasında öğrendim ki Alman şair Kleist’in kendisi ile birlikte eşini de vurarak intiharından da etkilenerek Satrancı yazdıktan sonra zehir içmiş ve karısına “Yanıma gelmek arzusundaysan eğer bunu istediğin zaman yapabilirsin” demiş, eşi Lotte de Zweig ile birlikte zehri içmiş ve intihar etmişler. Garip olan şu ki, Zweig Hitler’e olan öfkesinden dolayı intihar etmiş, bundan 3 yıl sonra Nazilerin Rusya’ya yenilmesinin ardından Hitler de eşiyle birlikte intihar etmiş.. Kitapta belirgin şekilde üst sınıf - alt sınıf ayrımını hissettim. Hayatını satranç ile idame ettirip bu sayede her geçen gün ünü artan dipten gelmiş bir adamla, bir zamanlar memur olup sonrasında hapishaneye düşen ve orada bir memurun cebinden bir kitap çalarak o kitap sayesinde satrancı öğrenen bir adamın müsabakası. Çaldığında kitabın bir satranç kitabı olması ilk başta küfürler savurma sebebi de olsa, sonra o kadar kendini geliştiriyor ki, kendi zihninde kendisiyle satranç oynamaya başlıyor. Zweig okumaya kendisiyle başladığım Satranç, onun başyapıtlarından biri kitaplarında bir sıralama yapacak olursam 2. sırada yer alır. Çünkü ilki ‘Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’. -ona da geleceğiz - Genel olarak kısa yazmış Zweig, her şey tadında kalmış, bir günde okuyup bitirebileceğiniz ancak çok zaman geçtikten sonra dahi hatırlayabileceğiniz tarzda yazmış, ki benim gibi unutkan bir insan bile
SatrançStefan Zweig · Türk Edebiyat Vakfı Yayınları · 2017279,2bin okunma
10/10
·
Beğendi
Nasıl anlatmalıyım? Okumayı duru bir su kenarında, tahta bir masanın başında yazarlarla buluşmaya benzetirim derim ya hep; işte Stefan Sweig o masanın başına geldi, tuttu omuzlarımdan beni sarstıkça sarstı, sarstıkça sarstı. Bir heyecan, bir sabırsızlanma; kitabın sonuna yaklaştıkça içim içime sığmadı. Acaba neler olacaktı? İyi ki dedim yalnızca 85 sayfa. Ya 500 sayfa olsaydı? Olay örgüsünün verdiği heyecan bir yana, beni asıl evrenine çeken şey Dr. B. Ve Nazi döneminde yaşadıkları. Kaba, kültürsüz, yalnızca paraya önem veren Satranç ustası Czentoviç’e hiç mi hiç değinmeye niyetim yok. Karakterlerin simgeledikleri şeylere, Nazi rejiminin temellerine, yazılanların yazarın hayatı ile ilişkisine girmeye de niyetim yok. Avukat Dr. B nazi rejimi tarafından tutuklanır ve sorgulanmak üzere aylarca alıkoyulur. Diğer tutuklular gibi nazi kampına gönderilmez fakat kendisininde deyimiyle, kendini daha büyük bir işkence bekler: hiçliğe mahkum edilmek. Kalemin, kağıdın, kitabın, yatağı dışında hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasında düşünceleri ile baş başa bırakılır Dr. B. İşte şimdi düşüncelerinin hapishanesindedir ve belki de işkencelerin en ağırı sayılabilecek psikolojik şiddet başlar onun için. Düşüncelerinizin içine hapsolmak esaretlerin en büyüğüdür, özgür gökyüzünün altında alabildiğine koşabilseniz bile. Hele yazamamak, hele suskunluğun esiri olmak… Kimisi bunu kalabalığın içinde yaşar, kimisi bir hapishanede, kimisi bir ilişkinin içinde. Dr. B.ninki dışardan gayet iyi görünen bir otel odasında olmuştu. Hatta muhtemelen nazi kampından birileri onu görse; haline şükret bak biz neler çekiyoruz derdi. İşte tam da bu noktada çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya Dr. B. Esaretin belki en çetinini; dokunamadığımız, söküp atamadığımız, elimizle alıp görmeyeceğimiz başka
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
Satran(k)
6/10
·83 syf.··
2026 2. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 15:56
Kitap, anlatıcının dünyaca ünlü bir satranç şampiyonunun hikayesini anlatması ile başlıyor. “Yolcu gemisinde satranç şampiyonu Mirko Czentovic var!” Aslında olay örgüsünün bu karakter üzerine kurgulanacağı düşünülse de asıl kurgu, Czentovic’e karşı satranç oynayan yarım düzine adama dahil olup, inanılmaz taktikler vererek beraberlik duygusunu tattıran Dr. B ile şekilleniyor. Bu beraberliği kendine yediremeyen Czentovic aniden çıkan bu Bey’e bir rövanş teklif ediyor. Hikayenin bundan sonraki kısmında anlatıcının Dr. B’ yi ikna çabaları sonucunda Dr. B hikayesini anlatmaya koyuluyor. Açıkçası kitapta basit bir anlatım var ve pek ilgi çekici değil ama bir solukta okunabilecek 62 sayfalık(bendeki basım 62 sayfa) bir kitap için yeterli sayılabilecek bir olay örgüsü mevcut. Kitap üzerine anlatılacak pek bir şey yok ama kitapta geçen “Ben satrancı sadece oynuyordum.” Cümlesine benzer bir cümle kurup “Ben kitabı sadece okudum.” dememek adına kitaptan birkaç alıntı çıkardım ve en azından karakterin bu cümleler üzerine ne düşündüğünü kendi açımdan sizlere aktaracağım. Dr. B, bu cümleleri bir hücrede tutuklu (tam anlamıyla hücre sayılamaz) kaldığı süreci anlatırken kullanıyor. Not: tam olarak hücre sayılmaz çünkü psikolojik bir etki yaratmak adına Dr. B diğer tutuklular gibi bir hücreye değilde daha temiz şahsi bir odaya kapatılıyor burada amaç kimseyle ve hiçbir şeyle etkileşim kurmayıp tutukluyu yalnız bırakmak ve bir süre sonra bu “kendi ile baş başa kalma” hâline dayanamayacak boyuta getirip itirafı sağlamak. Dr. B tutukluluk sürecinde devamlı sorguya götürülüyor ve bilinçli olarak sorguya alınmadan önce saatlerce bekletiliyor. Ve bu bekleyişi şöyle ifade ediyor; “Beklemek korkunçtu. Anlamsızca, bir saat, iki saat, üç saat bekletiyorlardı.” Normal bir insan için
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
Puan vermedi·83 syf.·
2022 2. kitabı
Kitap bir geminin limandan hareket etmesiyle başlar. Ünlü dünya şampiyonu Mirko Czentovic gemiye binmiştir.Öykünün kahramanı, arkadaşının uyarmasıyla şampiyonu farkeder ve O’nunla tanışmak belki de bir maç yapmak için çeşitli denemelere girişir. Bu denemelerin ortasında iş rayından çıkar. Olayların akışı ana karakter tarafından kontrol edilemez bir biçimde gelişmeye başlar. İki ana karakter etrafında yer alır kurgu: Czentovic ve Dr. B. İyi ile kötünün, siyah ile beyazın karşılaşması. Dünya satranç şampiyonu olan Czentovic, yetim kaldığı için bir papaz tarafından büyütülen, zar zor okumayı öğrenebilen, zekası yetersiz, dünyaya ilgisiz, duygusal açıdan da oldukça sığ biridir. Başka tüm alanlara kapalı olan aklının satrançta inanılmaz derecede başarılı olduğu tesadüfen ortaya çıkar. Ancak kabalığı ve kültürsüzlüğü ile sadece paraya önem verir. Dr. B. ise Avusturya’lı bir avukattır. Nazi yönetimi tarafından, saray ve kiliseden olan müvekkilleri hakkında bilgi edinmek amacıyla tutuklanır. Toplama kamplarına gönderilmez ama başka bir psikolojik işkence yöntemi uygulanır: Hiçlik duygusu ile benliğini yok etmek. Tek başına, yanına kalem bile verilmeden, insan yüzü görmeden bir otel odasında yaşamak zorunda bırakılır. Bir gün sorgulama için beklerken bir kitap çalar. Bu kitap, bir satranç albümü, yüz elli ustanın oyunundan oluşan bir toplamadır. Dünyaya tutunacak başka bir dalı olmayan Dr. B., bu kitaptaki her oyunu kafasında defalarca oynamaya başlar. Dünyası siyah-beyaz taşlar üzerine kuruludur artık. Ancak, aklını yitirmemek için sarıldığı bu oyun onu deliliğin sınırına getirir.
1000k
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2025 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 23:25
Bu kitabı, LULU Gül ablamın incelemesini okuduktan sonra merakımdan okumaya karar verdim ve gerçekten çok beğendim. Stefan Zweig’in Satranç kitabı, bana hem insanın aklının gücünü hem de yalnızlığın ne kadar zor bir şey olduğunu hissettirdi. Kitapta Dr. B adında bir adamın hikayesi anlatılıyor. O, esaret altında kalmış bir insan ama kendini tamamen kaybetmemek için satranç oynamayı öğreniyor. Sadece bir kitapla kendi kendine satranç oynaması bana çok ilginç geldi. Kitabı okurken bazı yerlerde olaylar yavaş gidiyor ama dili sade olduğu için sıkılmadan okunuyor. Zweig, karakterlerin iç dünyasını çok güzel anlatmış. Dr. B’nin aklıyla hayatta kalmaya çalışması beni gerçekten etkiledi. Satranç oyunu sanki hayatta yaşadığımız mücadeleleri anlatıyor gibiydi. Bence Satranç, kısa ama çok anlamlı bir kitap. Okuduktan sonra insana düşünmeyi öğretiyor. Zaman zaman insanın kendi iç dünyasıyla savaşması gerektiğini hatırlatıyor. Kısacası, Stefan Zweig’in bu kitabı hem duygusal hem de düşündürücü bir eser olmuş. @Turkmnoglu6327 arkadaşımla birlikte okuduk çok beğendik
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
SATRANÇ İNCELEMESİ - Dikkat Spoiler içerebilir!
10/10
·77 syf.··
2019 12. kitabı
New York’tan, Buenos Aires’e gitmekte olan bir gemide geçiyor hikaye. Nazi döneminde hücrede işkence çeken birinin askerin paltosunun cebinden düşen satranç kitabıyla esaret günlerini yenmesi. Eser yazarın tamamlanmış son kitabı olma özelliği taşıyor. (Clarissa yarım kalmıştı) Yazar Stefan Zweig daha sonra eşiyle beraber intihar etmiştir... Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
7/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 06:37
Satranç , Stefan Zweig ’in ölümünden hemen önce tamamladığı uzun öykü . Stefan Zweig , bu metni tamamladığında, karısı Lotte ile Brezilya’ya taşınmıştı. Neredeyse tamamı Nazi işgali altında olan Avrupa’dan ayrılmıştı. Yahudi asıllı olması, Nazi’lerin onun kitaplarını yakması onu büyük baskı altında tutuyordu. Stefan Zweig ’in hem maddi açıdan hem de güvenlik açısından sorunlarının bulunmaması, Stefan Zweig’ı İkinci Dünya Savaşının atmosferinden uzaklaştırmaya yetmedi. Gestapoların yaptıklarını duydukça ve izledikçe oldukça karamsar bir atmosfere kapıldı ve sonunda arkadaşlarına yazdığı bir mektupta, “ Sizler yeni bir gün doğumunu bekleyebilirsiniz, benim buna gücüm kalmadı…” diyerek, 1942 yılında eşi ile beraber hayatını sonlandırır. Satranç’ı işte bu atmosferde kaleme aldı. Satranç , Stefan Zweig ’ın psikoloji birikiminin ve Nazilere duyduğu öfkenin bir harmanıdır diyebiliriz. Kitaptaki olaylar bir gemide karşılaşan üç kişi çevresinde dönmektedir. Bunlardan ilki Mirko Czentovic, küçük yaşta ailesini kaybetmiş, bir rahip ona acıyıp yanına almıştır. Onu eğitmek istemiş fakat tüm çabaları sonuçsuz kalmıştır. Mikro, kendisine belki yüz kez açıklanmış olan harflere boş gözlerle bakmayı sürdürmüş; çok ağır çalışan beyni en basit ders konularını dahi içinde tutamamıştır. On dört yaşına geldiğinde dahi parmaklarıyla hesap yapmaktadır. Yazara göre bu “kalın kafalı çocuk” mutlak anlamda umursamazdır. Fakat Mirko’nun satranca olan ilgisi keşfedildiğinde olaylar oldukça farklılaşır. Dünya şampiyonluğuna kadar yükselir. Dr.B. ise bir dönem kraliyet ailesinin avukatlığını yapmıştır. Nazilerin ülkeye saldırmasıyla o da tutuklanmış, kraliyet ailesinin gizli bilgilerini elde etmek amacıyla sorguya alınmıştır. Toplama kamplarına götürülmek yerine bir otel kapatılıyor ve hiçliğe gömülmüştür. Hayatındaki tek
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
¤▪︎Düşüncelerim▪︎¤
Puan vermedi·83 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2022 17:26
Çok akıcı bir solukta okuduğum Zweig kitabıdır. Yazarımız,  yine kısa ama cok etkileyici bir eser kaleme almış. Psikolojik analiz yeteneği ve kendine özgü betimlemeleriyle kendine hayran bırakan bir eser daha ortaya çıkarmış. Okurken  kendimi olayların içinde buldum, Dr.B'nin tecrid edildiği odadaki psikolojisini yalnızlığını, yalnızlığıyla kurdugu oyunu ve Czentovic'in sessiz ve donuk oynadığı satranç oyununu, olay örgüsünü iliklerime kadar hissettiğim bir kitap. Kişilerin fiziksel ve psikolojik olarak anlatımı çok başarılı. Hiç bir eğitimi olmayan ama satranca büyük yeteneği olan satranç şampiyonu    mirko Czentovic  ile  rastlantı sonucu eline geçidiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına "satranç zehirlenmesine " yakalanan Dr. B.'nin öyküsüdür. Hayatında birisi ile hiç satranç oynamamış Dr.B. kitaplardan öğrendikleri ile dünya şampiyonunu yenişini  konu edinir.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.