·207 syf.····Okunma: 09 Mayıs 2020 07:11 · Milena'ya Mektupları okuduktan sonra aslında mektup olayındaki samimi duygulara ve gerçek tepkilere hayran kaldım. Sonuç olarak belli bir kurgu kaygısı yok ve olduğu gibi insanın kendisini yansıtan sözler olması etkileyici gelmişti.
Leylim Leylim ise Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu mektuplar sonradan Leyla Erbil'in de onay vermesi ile böyle bir eser ortaya çıkmış. Ahmed Arif'in şiir kitabını kuşkusuz hepimiz biliyoruz. İşte bu şiir kitabının oluşum süreci de bu mektuplarda yer alıyor. Bu kısımlarda özellikle keyif aldım diyebilirim. Ahmed Arif, o dönem koşullarını da yansıtıyor. Kendi dava süreçlerinden bahsediyor. Çok sert eleştiriler yapıyor bazen o dönem yazarlara. Mektuplar tek bir taraftan yazılmış ve sadece Ahmed Arif'in yazdığı mektuplar var. Leyla Erbil'in cevaplarını ancak satır aralarında veya Ahmed Arif'in yazdığı mektuplardan çıkarım yaparak anlayabiliyorsunuz. Dil konusunda konuşmam gerekirse Ahmed Arif akıcı yazıyor olsa da bolca küfür barındırıyor mektuplar. Bu yüzden okurken şaşırmayın. Çok değişik kelimeler de duydum. Okumak isteyenler bu söylediklerimi dikkate alırsa iyi bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ben yine aşk mektupları gözüyle değil de daha çok dönemin siyasi, kültürel, ekonomik durumlarını yansıtan mektuplar olarak baktım. Bu kısım okumayanlar içindi. :)
Okumuş olanlar için konuşmam gerekirse Ahmed Arif'e dair merakı olanlar için sanırım sarsıcı ayrıntılar beslediğini görmüşsünüzdür. Ahmed Arif şiirlerinde gördüğümüz o salt duygular ve sözler mektuplarında da yer alıyor. Tabi ki mektuplarda yer alan o ağır küfürler çok dikkat çekiyor. Hani özellikle karşısındakini insanın bir kadın olması ve bu kadar küfürlü konuşması garip gelebilir. Ama Ahmed Arif'in bu konuşma tarzından Leyla Erbil pek şikayetçi değil. Tabi ki şikayetçi olduğu konular çok Leyla Erbil'in. Özellikle Ahmed Arif'in abartılı sevgi sözcükleri bir süre sonra rahatsız ediyor ( Tanrılaştırması özellikle). Ben özellikle bu abartılı sevgi sözcüklerinden çok rahatsız oldum. Çok gereksiz buldum yer yer. Ahmed Arif'in saplantılı olduğu hissine de kapıldım açıkçası. Ama bir yandan da bu duygulara sahip olmasaydı bu şiirleri yazamazdı dedim. Leyla Erbil çoğu zaman mektuplara cevap vermiyor. Ahmed Arif serzenişte bulunuyor çoğu zaman bu konuyla ilgili. Ben özellikle Yaşar Kemal'e karşı tavrına şaşırdım ( Leyla Erbil'den küfürlü bir mesaj iletmesini istiyor Yaşar Kemal'e). Aralarının çok samimi olduğunu öğreniyoruz burdan. Ahmed Arif'in bir roman yazdığını öğrendim. "Kürdün Gelini" adlı bir roman olacakmış ancak Ahmed Arif bu eseri yok etmiş. Beğenmediğini dile getiriyor. Bu kısım üzücüydü. Bazı yerlerinde uğradığı işkencelere değiniyor. O dönem davalık olduğu konular vs gibi ayrıntılar buluyorsunuz. Çok sıkıntılar yaşadığı ancak kendinden ödün vermediğini görüyorsunuz. Ahmed Arif'in mektuplarını görmek mutlu etti beni. İki kişi arasındaki özel mektuplar olduğu için küfür olayına hiç takılmadım. Ki bu olabilir. Benim için okumak ve özellikle bu şiir kitabının alt yapısını öğrenmek bir keyifti.
Milena'ya Mektuplar mı Leylim Leylim mi diye sorarsanız cevabım şu olurdu; evet iki eser arasında benzerlikler var. Örneğin Milena ve Leyla evli kadınlardı. Evet seven kişiler bu durumu kabullenerek aşktan öte bir sevgi beslediler. İki eserde de kişiler kendi aralarında sanatsal görüşlerini dile getiriyorlardı. Bir fikir paylaşımı söz konusuydu. Farklarını söylemek gerekirse Kafka ne kadar nazik bir adamsa Ahmed Arif o kadar doğal ve olduğu gibi davranan bir adamdı. Ahmed Arif'in sevdası karşılıksızdı ama Kafka karşılıklı bir aşka sahipti.Temel farklar olarak bunları sayabilirim. Özetle ben Milena'ya Mektuplar'daki olayların daha akıcı olduğuna inanıyorum. Ve gerçekçi olmak gerekirse samimiyet, inanç, duygu yoğunluğu açısından Milena'ya Mektuplar bir adım öndeydi. Herkese iyi okumalar dilerim.