Gönderi

7/10
·512 syf.··
2020 37. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2020 00:42
II. Dünya Savaşı’nın bitmesinin üstünden tam 75 yıl geçti. Dünya yaralarını sarmakla(!) kalmadı tam gaz III.süne gidiyor üstelik. Hiroshima, Nagasaki, Auschwitz, Treblinka, Dachau... Vahşetin arşa değdiği bu yerler cehennemin ta kendisi. Çünkü cehennem insanların acı çektiği yer değil çektiği acıları kimseye duyuramadığı, kimsenin duymadığı yerdi. Nazi Almanyası’nın Yahudilere yaşattığı vahşeti, acıları, kayıpları hepimiz biliyoruz, ziyadesiyle hemde. Peki Hitler’in kendi ‘ırk’ına, kendi vatandaşlarına yaptıklarını ne kadar biliyoruz? Erik Ağacı, Hitler vahşetini kadrajın açısını Alman halkına çevirerek fotoğraflıyor bu kez. Hikaye Alman bir genç kızın, Yahudi bir gence aşık olması ile başlasa da kitap bir aşk romanı değil. Sadece aşk romanı değil. Nazi dönemini akıcı ve çarpıcı bir dille anlatan roman tarih kitabı tadında aynı zamanda. ... Kitap, yazarın savaş döneminde Almanya’da büyüyen annesinin hayatını temel alıyor. Kitabın yazılma fikri, belki de zorunluluğu, ise yazar ABD’de lise 3. sınıf öğrencisiyken yaşadığı bir olay sonrası ortaya çıkıyor. Olay şöyledir: Bir gün tarih öğretmeni II. Dünya savaşını ve Yahudilerin yaşadıklarını olabildiğince anlatır. Ders sonrası bazı arkadaşları kendisine Nazi diye seslenmeye başlar ve koridorda ‘Heil Hitler’ diye bağırarak selam verir. Yaşananlar sonrası yazar annesine savaş döneminin nasıl geçtiğini, büyükbabasının görevini ve Yahudileri sorar.. Yaşadıklarının toplumsal bir suç olduğunu düşünen yazar, Alman olmanın Nazi olmak anlamına gelmediğini açıklayamayacak yaşta olduğunu düşündüğünden olsa gerek kitabı tam 20 yıl sonra kaleme alıyor. ... Yaşanılan sefalet, açlık, bombalar, müttefik uçakları tarafından vurulmamak için atlanılan hendekler, Yahudi tutsaklara yemek koymak için hayatını riske atan Almanlar, hepsi gerçekten yaşanılanlara dayanıyor. Gaz odaları, krematoryum, ölmek için uzun kuyruklar oluştur(tul)an Yahudiler, emirlere itaat etmediği için kafasına sıkılan Almanlar, zorla askere alınan ve cephelerde heba edilen hayatlar.. ‘Savaş bazılarını fail, bazılarını suçlu kılar ama sonuç olarak herkesi mağdur eder.’ diyor Dietrich Christine’e. Tam olarak o mağduriyeti okuyorsunuz kitapta. Son olarak; “Ama yapılan canilikler ancak savaşı kaybedersen savaş suçu kabul edilir.” diyor Kumandan Grünstein. Bu cümle savaşın iki tarafı içinde çok gerçek bir cümle. Kumandan bu cümleyi esir kampında güç Nazilerin elindeyken kuruyor ve okuyucu olarak siz bugünü düşününce o suçu anlayabiliyorsunuz. Ancak kitabın sonlarında, Hitler yenilip savaş bittiğinde yani Amerikan askerleri geldiğinde aynı cümlenin Amerikalılar için de geçerliliğini görüyorsunuz. İnsalık güçlü olanın ellerinde hep acı çekiyor.. Ve füzelerin çığlıkları sadece onların altındaysanız duyuluyor.
Erik AğacıEllen Marie Wiseman · Arkadya Yayınları · 20163,806 okunma
·
7 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.