Gönderi

8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
Kitabı okumadan önce bilmiyordum, Amok kelimesi bana sadece bir yarış çağrıştırıyor gibiydi. Kendimi bir at yarışında bulacağımı sanarak başlamıştım kitaba doğrusu, hipodrom falan bekliyordum. Yanılmışım, tüm dünyada “cinnet” durumu için kullanılan bir tabirmiş. Ha evet ne diyorduk, amok. Bir kadının zihnini nasıl bu kadar örtük biçimde, yalnızca birkaç cümleyi onun ağzından kurduğu halde bana bu kadar güzel aktarabildi anlamış değilim. Kitap bir doktorun hastasıyla ilgili oldukça ilginç bir deneyimi hakkında. Gururlu ve burnundan kıl aldırmayan bir kadın var ortada ve saygı görmek isteyen, karşısındakinin acizliğinin ayakları altına serilmesini isteyen bir doktor. Ta ki o da bir “amok” oluncaya kadar. Aslında biraz uzaklaşıp bakınca Stefan Zweig’ın da bir ‘amok’ olduğunu görebiliriz. Çünkü o da bir şey uğrunda hayat boyu koştu, koştu fakat sonunda kendini de öldürdü. Tıpkı diğerleri gibi. Düşününce sanki, tüm erkekler bir miktar amok gibi, değil mi? “Eğer bir kadın bir erkeğe hükmederse alçakgönüllülük ortadan kalkar. Erkek kadını her istediğine hazır, sessiz ve itaatkar görürse onu mutlu eder. Bu da erkeği kölelikten zevk almaya iter. Şimdi anladınız değil mi beni paramparça eden olayı? Bir kadın aniden gelir ve kibir nefret doluysa insanı parmak uçlarına kadar kilitler. Aynı zamanda gizemli olduğu için insanı etkiler. Bir de önceki tutkulu anları hatırlatır. İşte bu tür kadınlar böylesine yalnız bırakılmış, aç kalmış, insanlardan uzak kalmış adamlardan birini kafeslerse onu bir canavara dönüştürür.” “Tabutun peşinde koşan bu köpek inliyor işte. Artık amok koşucusu yok. Sonunda kendine son verdi. Umarım ben de sona gelmişimdir.”
AmokStefan Zweig · Maviçatı Yayınları · 2019134,6bin okunma
·
3 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.