Süreyya Hanım ın romanı beni beklediğimden çok daha fazla etkiledi. Kendisi sayısal bir dersin öğretmeni olmasına rağmen çok akıcı yalın ve edebi bir dille yazılmıştı roman, nasıl bitti anlamadım. Yeri geldi gülümsetti yeri geldi hüzünlendirdi. Bittiğinde ise bana çok fazla şey kattı. Böyle dik duruşlu, savaşçı ruhlu, inançlı, pozitif bir anneyi tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Eğer bu kitabı okuduktan sonra İnci benim kardeşim olsaydı ona olan sevgim ve anlayışımda bir değişiklik olmazdı, ilk durumda da onu çok fazla seviyor olurdum. Ancak inancım artardı çaresiz hissettiğim zamanlarda aklıma Süreyya Hanım gelir ve ondan güç bulurdum. Karşılaşabileceğim olası durumlarla çoktan karşılaşılan (doktor hatası, bilinçsiz insanların tavırları vb.) Cennetin Bir'İnci Günü romanı bir nevi benim yol göstericim olabilirdi. Süreyya Hanım için eşi Uğur Bey ve ailesinin güzel telkinleri ve destekleri de çok önemliydi. O yüzden bunu aile içinde sağlamaya ve aileme bu konuda destek olmaya çaba gösterirdim. Süreyya Hanım ın İnci den sonra karakterinin, hayata bakışının ve duruşunun değiştiğini, geliştiğini düşünüyorum. Anladım ki bende ne kadar okursam okuyayım, araştırırsam araştırayım Süreyya Hanım gibi ancak onunla birlikte gelişip, onunla birlikte büyüyebileceğim.
Muhtemelen bende ilk başta onlar gibi bu duruma üzülürdüm. 'normal' olarak adlandırılan(!) bizler için bile eğitim sistemi zorlu ve yetersizken nasıl İnci için en iyisini yapabilirim diye endişelenirdim. Korkularım kaygılarım olabilirdi anın sıcaklığıyla, ancak daha sonra Süreyya Hanım gibi bunları geride bırakır, mücadeleci bi tavır takınır bunun üzülecek bir şey olmadığını hatta cennetin birinci günü olduğunu fark ederdim. Süreyya Hanım ın bu kadar hızlı toparlanıp böyle emin adımlarla savaşmasındaki en büyük etken İnci ye olan sevgisiydi. Bunu kitabı okurken hissetmemek elde değil. Sevgini çözemeyeceği bir şeyin olduğunu düşünmüyorum. Inci ye olan sevgim ve kitapta okuduğum bilinçli, yılmayan, güçlü anne karakterinin harmanlanmasıyla İnci ye güzel bir abla olabileceğimi düşünüyorum. Karşılaşacağım olası durumlardan biri de yine Süreyya Hanım ın da karşılaştığı bir durum, ailemin ve çevremdeki insanların Down Sendromu hakkında pek bir bilgiye sahip olmaması ve bunu bir hastalık zannetmeleri. Bunları anlatma süreci elbette ki beni çok yorar fakat anlamalarını sağladığımda tek başıma mücadele etmek zorunda kalmam. Bu hem İnci için hem de benim için çok faydalı olur.
Eğer birgün İnci gibi kromozonel bir farklılığı olan kardeşim olursa ya da en azından çevremde böyle birine rastlarsam. Duygusal olarak da bilgi olarak da eskisinden daha bilinçliyim ve daha iyi bir tavır sergileyeceğime de eminim.
Böylesine güzel bir kitap yazıp İnci ile olan yolculuğunu, aralarındaki sevgiyi, hayata tutunuşlarını ve umut dolu kelimelerini bizimle paylaştığı için Süreyya Hanım a çok teşekkür ediyorum. Toplumsal farkındalık için bende bu kitabın en azından çevremdeki insanlar tarafından okunması konusunda çaba göstereceğim. Çirkin yargıları kırıp daha güzel bir dünya düşleyen ve bunun için adım atan Süreyya Hanım ın dallanıp büyüyen diğer adımlarından biri olacağım. Tüm Down Sendromlu biriylerin Süreyya Hanım gibi bir anneye sahip olması dileğiyle...
Gamze ARSLAN