·143 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Mayıs 2020 23:03 Sezai Karakoç’un hangi eseri vardır ki , insanı derinden sarsmaz ve ruhunda müthiş bir coşku oluşturmaz.
Sezai Karakoç bu ülke için çok önemli bir değerdir .
Hangi kitabını ilk sıraya koyabileceğimi bilmiyorum. Hepsi birbirinden muazzam , hepsi birbirinden değerli. Nitekim bu eseri de kitaplığımın efendilerinden oldu.
Peki ne anlatıyor bu eserde ; kendi açıklamasıyla ifade edecek olursak , hakikate özden kabuğa doğru bir gidişi anlatıyor . Diğer bazı eserlerinde ise tam tersi bir yolu denemişti. Hakikate çevresinden baktırmıştı .
“Hakikatin kendisi karşımızdaydı ; büyük kapıların birinden girip öbürüne ulaşıyorduk . Sonra , sonunda öyle bir kapıdan girmeye çalıştık ki , bu giriş, bütün kapılardan girmek demek olduktan başka , başlıbaşına , idraki aşan bir giriş de oluyordu . Öyle ki , öbür kapıların hepsi bu kapıya ulaşmak içindi .”
Bu ifadeler aslında kitabı anlatmaya yetebilir ama kısaca söyleyecek olursak birçok büyük peygamberin gönderiliş sebeplerini ve yaşamlarının hikmetlerini , öğretilerini çok çarpıcı bir biçimde ele almış ve bunların her birini birer kapı gibi gösterip nihai kapı olarak ta son Peygamber olan Efendimiz (sav.) e bağlamıştır .
Yani her biri dünya uygarlığının belli bir kıvama gelmesi için gönderilmiştir hakeza öğretileri de . Ve nihayetinde din İslam ile tamam olmuştur . En son Peygamber ve Cennetin ta kendisi olan Efendimiz (sav.) öğretisi ile .
Buraya kadar okuyabilen olmuşmudur bilmiyorum. Ama ne kadar anlatmaya çalışsam da yeterli olamayacağını belirtmem gerekiyor.
Umarım buraya kadar bu incelememi okuyanlar bu kitaba ilgi duyar , bu kitabı ve yazarın diğer kitaplarını alıp okurlar ve okuturlar .
Belki böylece diriliş neslinin yeni neferleri de doğar